Türkiye'de "Müslüman demokrasisi" inşa edilebilir mi?

Altan Tan Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: Ana Yael

14 Mayıs seçimlerine çok kısa bir müddet kaldı. 

Tabii bu hengame içerisinde gündemde en çok partiler arası ittifaklar; hangi partinin hangi partiye ne kadar kontenjan ayıracağı, nasıl bir seçim birlikteliği olacağı tartışılıyor.

Tabii yukarıdan bir gözle bakarsanız bunların hepsi sonuç itibarıyla magazin faslına girecek haberler.

Peki, işin esası ne? 

İster Cumhur İttifakı'nın adayı Recep Tayyip Erdoğan isterse Millet İttifakı'nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu kazansın; 

Peki önümüzdeki döneminde Türkiye'de yapısal değişiklikler olacak mı, olmayacak mı? 
 


E şimdi iktidar tarafına bakarsanız, hemen cevap hazır:

Yahu arkadaş 21 senedir devam eden bir süreç var,

Siz buradan böyle çok köklü, yeni bir dönüş, yeniden diriliş, hani o küllerinden tekrar ayağa kalkma tabiri gibi bekliyor musunuz? 

E muhalefetin cevabı zaten hazır: Hayır.

E peki muhalefetin böyle bir hazırlığı var mı? 

Yani seçimler olacak, tamam. 

Diyelim ki Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı oldu. Peki muhalefette ciddi bir hazırlık, bir toparlanma, bir program var mı? 

Orada da ne yazık ki program ve yapılması gerekenler değil, günlük polemikler tartışılıyor. 

Seccadeye niye bastı, niye görmedi? 


Öbür taraftan "Dolmabahçe Camisi'nin imamı şuradan aday oldu", "Şu futbol takımının futbolcusu, şu partiye geçti" veya "filan dizi sanatçısı, Türkiye İşçi Partisi'ne geçti"…

Zaten bu dönemde bütün bu dizi sanatçıları ne hikmetse Türkiye İşçi Partisi'ne geçiyorlar. 

Ama esas mevzuyla ilgili; plan, programa dair yapılacaklar veya yapılmayacaklarla ilgili ciddi bir tartışma maalesef görülemiyor.

Tabii iktidar açısından en vahimi, yani beni en fazla etkileyen konu ise şu:

Türkiye'de bu son 20 - 25 yıllık dönemde bir Müslüman demokrasisi inşa edilebilirdi. 

Mesela Almanya'da Hristiyan Demokrat Parti var. Macaristan'da, Letonya'da, başka ülkelerde de var. 

Hristiyan Demokrat Parti; geleneksel muhafazakar inanç ve değerlerle, dini ve bugünkü demokratik uygulayışı harmanlayan ve yeni bir program ortaya koyan partiler. 

Maalesef İslam dünyası bunu yapamadı. İran'da da yapamadı, Afganistan'da zaten hiç yapamadı. Yani Mısır'da da Tunus'ta da…

Yani söyleyince siz de benim gibi gülüyorsunuz belki; maalesef Türkiye'de de yapamadı. 

Yani bir diğer soru da bu:

Bir Müslüman demokrasisi inşa edilebilir miydi?

E tabii bizim laik, seküler, laikçi kesimin hemen cevabı hazır:

Hayır canım, zaten İslam ve demokrasi yan yana olmaz.


E kaldı ki bizim "yeni Selefi" yani "neo Selefi" dediğimiz El Kaide'den İhvan-i Müslümin'in belli bir kanadından tutun diğer birçok örgüte kadar; onlar da aynı fikirde. 

İslam'la demokrasiyi yan yana gelmez, gelemez.


E peki İslam ve demokrasi yan yana gelemezse, bu Müslüman toplumları nasıl idare edilecek? 

Her birine bir ağa, bir diktatör, bir kral bozuntusu, adına "halife" denen karikatürler mi konulacak?

Nasıl yönetilecek peki? 

O zaman bir yönetim modeli koyun ortaya. 

Hüküm Allah'ındır.


E tamam hüküm Allah'ındır. Peki, Allah adına yeryüzünde kim, nasıl yönetecek?

İşte biz bence bunu, en müsait ülke olan Türkiye'de başarabilirdik.

Bir Müslüman demokrasi inşa edebilirdik. 

Ama maalesef bunu yapamadık. 

Yani arkadaşlarımız yapamadı.

Aslında biz yani "yapamadık" derken bir genel ifade kullanıyorum, kendimi de koyuyorum da ama bu işte belki de en az günahı olanlardan biriyim ben. 

Ama mutlaka bir sorumluluğumuz var. 

Müslüman toplumlarda, Ortadoğu'da bir Müslüman demokrasi inşa edilmediği müddetçe bu karışıklık devam edecek. 

Peki yapılabilir mi? 

Evet, teorik olarak yapılabilir. 

Ama pratik olarak, fiili olarak şu an ne yazık ki çok iç açıcı bir tablo yok. 

Yani "muhafazakar", "gelenekçi", "milliyetçi" tabirleri yerine, "Müslüman demokrat" bir parti formatı; önce teoride, sonra pratikte inşa edilebilseydik çok büyük yol alınırdı.

Ve bu da öyle çok atla deve atlatacak, çok zor bir şey değil. 

İki şey lazım:

Bir; adalet. Yani eşitlik. 

İki; hırsızlığın, yolsuzluğun kalkması ve refah.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU