Bretton Woods'a geri dönme zamanı geldi mi?

Savaş sonrasında düzenlenen ve bildiğimiz para sistemini yaratan çığır açıcı konferansın 80. yıldönümünde, küresel finansı yöneten kurallar, kurumlar ve sözleşmelerin iyileşmesi ve genişleyen BRICS ülkelerinin artan ekonomik gücüne yanıt vermesi gerek

John Maynard Keynes, Temmuz 1944'te Bretton Woods'da düzenlenen BM Uluslararası Para Konferansı'nda (AP)

Bu yaz, New Hampshire'ın "en iyi kayak merkezi" Bretton Woods, sezon dışında ziyaretçilerini "yüksekten uçan eğlence" vaadiyle cezbediyor. Bazıları, maceraperestlerin yaklaşık 50 km hızla giden bir makaralı halatta ağaç tepelerinde yaklaşık 275 metrelik bir dalış deneyimi yaşayabileceği kanopi turunu, mali krizden bu yana geçen 16 yılın siyasi ve ekonomik çalkantıları için uygun bir metafor olarak görebilir.

Tesisin pazarlama ekibi, savaş sonrası uluslararası para sistemi için bir dizi yeni kuralın ortaya çıkmasına yol açan konferansın 80. yıldönümü olan 22 Temmuz'u fazla abartmıyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Temmuz 1944'te, Churchill ve Roosevelt'in Atlantik Bildirisi'nin rehberliğinde yeni kurulan Birleşmiş Milletler'in 44 üyesi, serbest ticaret, serbest piyasalar ve zor günler geçiren ekonomilere kısa vadeli destek üzerine kurulu yeni bir uluslararası finans sistemi oluşturmak üzere üç hafta boyunca bir araya geldi.

Bu toplantı, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve daha sonra Dünya Bankası'na dönüşecek olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'nın kurulmasına yol açtı.

Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı, 1919'da Versay'daki barış konferansında dehşete düşmüş sıradan bir görevli olan ekonomist John Maynard Keynes'in önderliğinde Washington ve Londra'da iki yıl süren çalışmaların sonucuydu. Yenilmiş uluslara baskıcı ekonomik zorluklar dayatma aptallığının tekrarlanmayacağında kararlıydı. O ve Roosevelt'in ekibi, Büyük Buhran'ın ilk yıllarında çoğu hükümetin uyguladığı korumacı ticaret politikaları ve sıkı kamu harcamalarından alınan derslerden de etkilenmişti.

IMF'nin kısa vadeli krediler vererek kısa vadeli dış dengesizliklere sahip ülkelere yardım etmesi amaçlanırken, Dünya Bankası ekonomik büyümeyi teşvik etmek adına yapısal projeler ve reformlar uygulayabilmeleri için ülkelere uzun vadeli krediler sağlayacaktı.

Bu kurumlar, Birleşmiş Milletler ve çeşitli yan kuruluşlarıyla birlikte, gelişen Birleşik Devletler'in, gerileyen Birleşik Krallık'ın ve nihayetinde Avrupa ve yeniden doğan Japonya'nın, yüzyılın geri kalanında büyük ölçüde tartışmasız devam eden yeni dünya düzeni altında zenginleştiği temellerdi.

Ancak bugünün dünyası pek çok açıdan değişmiş durumda ve Bretton Woods sisteminin yeniden şekillendirilmesi bu değişiklikleri yansıtmalı.

Gelişmekte olan piyasaların küresel ekonomideki rolü artıyor. Gelişmekte olan piyasaların küresel GSYİH içindeki payı 1988'de yaklaşık yüzde 18'ken, geçen yıl yaklaşık yüzde 40'a yükseldi.

Çin'in yükselişinin özellikle önemli olduğu açık. 1987'de küresel GSYİH içindeki payı yüzde 2'yken bu oran yüzde 17'ye yükseldi. Hindistan 1987'de ilk 10 ekonominin dışındaydı ancak şimdi GSYİH'nin neredeyse yüzde 4'üne katkıda bulunuyor. Gelişmekte olan piyasaların dünya ekonomisindeki bu öneminin dünya ticareti, emtia talebi ve fiyatları üzerinde etkileri var.

Ayrıca Çin ve ABD arasındaki ticari gerilimlerden başlayarak küreselleşmenin azalmasına yönelik belirgin bir eğilim de görüyoruz. Bununla birlikte, ticaret akışları emek ve sermaye açısından daha yoğun bilgi içeren bir hale geliyor.

Genişleyen dijital altyapı, malların fiziken hareket etmediği ticareti kolaylaştıracak. Dolayısıyla küreselleşme sürecinin durması pek olası değil, sadece şekil değiştirecek.

Öte yandan jeopolitika, küresel ekonomik bağları yeniden şekillendiriyor. Jeopolitik riskler hızla artarken ülkeler, ticaret ortaklarını ekonomik ve ulusal güvenlik kaygılarına göre yeniden değerlendiriyor. Mal ticareti ve sermaye akışları daha bölgesel hale geliyor. Kovid pandemisi bu eğilimleri güçlendirdi.

Bretton Woods kurumları daha kapsayıcı olmalı, gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomideki rolünü benimsemeli ve kararlarını siyasetten arındırmalı. Düzeni sağlamak için ekonomik güce sahip, gelişen bir ulus olan ABD'nin tek süper güç olduğu bir dünyaya doğdular. ABD'ye Kanada, Batı Avrupa ve daha sonra Japonya da katılarak Batı İttifakı'nı oluşturdu ve bu ittifak Çin'in ekonomik ve askeri süper güç statüsüne yükselişine kadar rakipsiz kaldı.

Bunun alternatifi, gelişmekte olan piyasaların kendi ittifaklarını kurması olacak ki bu yıl BRICS grubunun (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) 6 yeni ülkeyi kapsayacak şekilde genişlemesiyle bunu yapmaya başladılar: Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Büyüklük ve etki bakımından etkileyici olan bu grubun üyeleri, ABD liderliğindeki Batı'yı kayıran küresel sistemin fark edilen yanlışlarını düzeltmeye çalışıyor. Ancak hem BRICS'in hem de Bretton Woods sisteminin kurucularının önündeki zorluk, kanopide daha fazla yüksek hızlı dalışlardan kaçınmak.

Kate Phylaktis, Bayes Ticaret Okulu'nda uluslararası finans profesörü ve Gelişmekte Olan Piyasalar Grubu direktörüdür



independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU