"Motiflerin Arkasına Gizlenen Kadınlar" ve kalıpların dışında düşünmek

Prof. Dr. Uğur Batı Independent Türkçe için yazdı

Resim: Esra Yıldırım, Turning Point, 130x180 cm. Oil on Canvas

Ben Profesör Doktor Uğur Batı. Karar Bilimi Uzmanı ve After Parti En Genel Başkanıyım. 

Daha sorulurken cevaplanamayan soruların köşesine hoş geldiniz.


Bugün sizi yaratıcıktan alıp, kalıpların dışında düşünme yolculuğuna götürmek istiyorum. Ülkemizin en büyük ihtiyacı bu belki de. Ulusça zenginleşmemizin yolu buradan geçiyor.

Hep ekonomi dinamiklerini konuşuyoruz; faiz, kur, enflasyon, vs… Lakin gel gör ki, asıl mesele teknoloji, üretim, inovasyondan geçiyor ki bunun da temeli yaratıcılık. Katma değerli ürünler üretmek. Bu da sanat, edebiyat, kültür gibi faktörlerle gerçekleşiyor.

Yuval Noah Harari, "Hayvanlardan Tanrılara" kitabında şöyle diyor:

Ah yaratıcı beyin, vah tasarımcı beyin! Dört milyar yıl sonra bugün insanoğlu her zamankinden daha güçlü fakat bu güçle ne yapacağımızı bilmiyoruz.


Harari soruyor:

Ne istediğini bilmeyen, tatminsiz ve sorumsuz tanrılardan daha tehlikeli bir şey olabilir mi?


Çünkü ona göre, sadece dünyayı değil kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık.

Peki bu bizi nereye götürür, bizi neye dönüştürür? 

Yaratıcılık, üretkenlik, verimlilik, hepsi bir düşünce tipinden ileri geliyor. O yüzden olguyu tartışmak gerekiyor.

Yaratıcılık önce anlamak demektir, insanın tüm hücreleriyle anlamasıdır. Kavramasıdır. Erişme, kavuşma, ulaşmadır.

En çok okumak, muhakeme etmek, muhalif olmak, yeni insanlarla tanışma, yeni yerler görme, farklı kültürlerle derinlemesine tanışma, inovatif düşüncenin önünü oldukça hızlı açan deneyimlerdir.

Beyindeki bağlantıların çeşitliliği arttıkça, daha önce kurulmamış zihinsel bağlantıların da kurulması kolaylaşır.

Bu da genellikle birdenbire, düşüneni dahi şaşırtan bağlantı ve yeniliklerin zihinde doğmasını kolaylaştırır. Bu yaratıcılık demektir.

Yaratıcılığın en önemli basamaklarından biri "sıra dışı düşünce" olup, bunun üzerinden devam edelim.

Bu noktada yazıya çok yetenekli ressam, çağdaş sanatın en önemli figürleri arasında yer alan olan ve bizi dünyada temsil edeceğini düşündüğüm Esra Yıldırım üzerinden bir giriş yapacağım ve sıra dışı olma olgusunu irdeleyeceğim.
 

Esra Yıldırım, Untwins, 80 80 cm, Oil on Canvas, 2022.jpg
Resim: Esra Yıldırım, Untwins, 80 80 cm, Oil on Canvas, 2022

 

Haziranın başında küratörlüğünü yaptığım The Coolectibles Galeri'nin de katıldığı Artcontact 3. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı'nda, 100'e yakın katılımcı, 1500'ün üzerinde sanatçı ve 4500'e yakın eser sergilendi.

Artcontact İstanbul sayesinde 40'a yakın ülkeden yabancı sanatçı, 20'nin üzerinde canlı performans, 40 panel ve workshop, 20 dinleti içinde dikkatimi çeken en önde gelen isimlerden biriydi Esra Yıldırım.

Sıra dışı dediğimiz Yıldırım'ın kadınları çizdiği portre/resimler çok etkileyiciydi. Motiflerin arkasındaki kadın adeta "gizlenen, unutulmuş, yok sayılmış" kadınlarımızı anlatır gibiydi.

Ya da bana öyle geldi. Farklı malzemeler, farklı dokularla tuvale yeni imkanlar sunan Esra Yıldırım, kendi resim anlayışını, sezgisel a priori çizgileri, malzemenin tüm olanaklarıyla kullanır.
 

Esra Yıldırım, Turning Point 80x80 cm. Oil on Canvas.jpg
Resim: Esra Yıldırım, Turning Point 80x80 cm. Oil on Canvas

 

Adeta bir mücadele gibidir bu. Tuval, doku, motif, renk ve çizgi arasındaki bir mücadele bu. Böyle olunca tuvalin sathı yeni imkânlar sunar.

Harika pastel renkleri, farklı tonlarda kullanarak zenginleştirir. Renkler arasında kontrastlar da üretir. Ama onda önde olan şey renk değildir.

Yıldırım bu anlamda bir renk ressamı olmaktan çok bir doku ve motif ressamıdır. Bu, renge yeni olanaklar kazandırmak demektir aslında.

Pastel renk tercihlerinden de belli olduğu üzere Esra Yıldırım, rengi belli bir nesneye bağımlı olmadan, nesnenin renk dışı temsil değerlerine sadık kalmadan kullanma eğilimindedir.

Özellikle doğaya içkin önermeleri, çiçek ve geometrik motifli kilim/halı sembolleriyle bizlere özgünlük sunarak nesne-figür ilişkisini ifade ediyor.

Yıldırım'da bir de anlam unsuru var ki asıl sıra dışılık oradan geliyor ve bir motifin arkasına gizleniyor kadınlar kimi zaman o kadar dingin ve bütünleşmiş oluyorlar ki eserlerinde.

Ressam bu konuda kendisini şöyle ifade ediyor:

Gördüğüm bir portre ya da bir motif, zaman çemberi içinde, bir anda kendiliğinden açılan bir kilitli çekmece gibi davetkâr oluyor, bilinç dışı yönleniyorum onlara.

Bir anda duygularım/düşüncelerim karşılıyor beni orada. Ben de bana o göz kırpan portreleri oradan dışarı çıkarıyor.

Belleğim onları seçkin bir hazine gibi sandığına koyup gününü bekletiyor. Zamanı geldiğinde beliriyorlar.

Zira bu anda birbirimize gülümsemeye başlıyoruz ve son günün son saatinde hatırlanacaklara bakar gibi bakışıyoruz. Geçmişten gelen bir bilinç taşıdığımı fark ederken yakalıyorum kendimi.

Aman vermez ve bigâne kuvvetlerle kuşatılmış duygularımı resme dönüştürmek oldukça büyüleyici. Adanmışlığımla bazen buna ben bile şaşırıyorum.
 

!!MAİN PHOTO!!.jpg
Resim: Esra Yıldırım, A Kiss to Build A Dream On’,  Floral Motif Rug Series, 150x110 cm. Oil On Canvas, 2022

 

Esra Yıldırım'dan Yaratıcı Kaos'a

Esra Yıldırım'da üç boyutlu bir resim arayışı da görürüz. Ressam bunu iki boyutlu bir karmaşada yakalamaya çalışır.

Resmin varoluşundan beri asıl amacı hepimizin bildiği gibi üç boyutu yakalayabilmektir. Bu yalnızca "özgür bakanların" yapabildiği, görebildiği bir şeydir.

Çocuklar böyledir mesela. Onlar arkadaki görüntüyü de hayal edip çizer. Yıldırım'ın aynı zamanda "minyatürist" bir tavrı vardır.

Otantik olanın yorumu, uçan nesneler, fantastik figürler, coşkulu anlamlar, "minyatürcü" formlarıyla da karşımızda olmaktadır.

Ressam otantik olanla bağ kurup bugünden feyz alarak geleceği işaret eden "motifsel" bir portreci anlayışı geliştirmiştir.

Bunun bir geçmiş-gelecek, otantik-fütürist, olgusal-düşsel sentezi olduğu açıktır ki, ressamı sıra dışı yapan da budur.  

Yani, düzensiz gelen bilgiler veya sinyallerin beyinde yeniden, kendiliğinden düzene girmesiyle yaratıcılık ortaya çıkıyor.

Önemsiz sandığımız birçok şey bilinçsizce aklımızı karıştırıyor ve belki de ilerideki başarılarımızın temellerini atıyor.  
 

Esra Yıldırı, Turning Faces, 80x120 cm. Oil on Canvas, 2022.jpg
Resim: Esra Yıldırım, Turning Faces, 80x120 cm. Oil on Canvas, 2022

 

"Yaratıcı kaos" tabirinde, çağrışımları biri diğerine zıt iki kelime var: "Kaos", ilk bakışta düzensizliği, kaotik bir durumu ifade eder, "yaratıcı" ise olumlu çağrışımlara sahip, düzene sokucu, inşa edici, var edici bir anlamı var.

İki karşıt ayrı şeyler, fakat bir araya getirmişler. Ayrıştır, yabancılaştır, çatıştır, sonra yap! Bu, beynin örüntüsel öğrenme prensibine uygundur.

Bu durumlarda beynin cayır cayır yeni hücre oluşturduğunu görebiliriz. Bunun haricinde gerçek bir yaratıcılık için tabii ki risk almalısınız, cesur olmalısınız, irade sahibi olmalısınız, fırsatları görmelisiniz.

İnsan potansiyeli gelişmeye açık mıdır?

İnsan sıçrayabilir mi?

Yaratıcılık nereden gelir? 

Herkes yaratıcı olabilir mi?

Nasıl öğreniriz?

Ya da sorumuz şu: 

Ya hepimiz Picasso, Dali, Tesla, Edison, Einstein, Atatürk, Edgar Alen Poe ya da İbni Sina isek ve bunu bilmiyorsak?

Sonuçta Michelangelo'nun babası taşçı, Shakespeare ise orta sınıf bir tüccarın oğlu idi.  

Mesela Devrim Erbil resimlerindeki soyutlamalarını nasıl yapıyor, Picasso Mavi Çıplak'ı çizerken ne hayal etti? 

Eşsiz mimar Zaha Hadid, Şeyh Zayed Köprüsü'nü nasıl inşa etti?

Onların özellikleri ne?

Bizden farklı özellikleri ne?

Ya aynıysak ve onlar gibi olmanın yolunu bilmiyorsak?

Potansiyelimizi ortaya çıkaramadıysak...

Yaratıcı bir beyne sahip olmak mümkün mü? 

Beyin bir örenme makinesi. Ona dair "beyne öğrenmeyi öğretmek" söz kalıbı bile bir hakaret olarak duruyor. O zaten doğuştan öğrenmeye programlanmış. Olsa olsa ona öğrenmeyi hatırlatabiliriz.

Bizzat kendimizi ve eğitim sistemi dediğimiz gereksiz kurallar silsilesinin unutturduğu şeyi, öğrenmeyi tekrar hatırlatmaktan söz ediyoruz. 
 

Esra Yıldırım, Turning Point 80x80 cm. Oil on Canvas.jpg
Resim: Esra Yıldırım, Turning Point 80x80 cm. Oil on Canvas

 

Soruyu devam ettirelim:

Bazı insanların kendi mütevazı hayatlarından sıyrılıp yaratıcı dâhiler olabilirler mi ve sıçrayabilirler mi? 

Üstelik bu bir zorunluluk.

Yaratıcılık yalnızca sanatçılar, yazarlar için değildir. İşyerinde satış yapmak için yeni bir yol arayanlar için; bir problemi çözmeye çalışan mühendisler için, çocuklarının dünyayı birden fazla şekilde görmesini isteyen ebeveynler içindir.

Sınıf kontrolünü almak isteyen bir öğretmen ya da sınava hazırlanan bir genç öğrenci için. Yaratıcılık her yerde, yaratıcılık her yerde lazım...


İlham perisi bize uğrar mı?

Evet, iham perisi bize de uğrar mı? Sık uğrar mı? Kapıyı çalsa?

Çalar, sıra dışı düşünürseniz. Çalar, tutkuyla işlerseniz.

Çalar, Esra Yıldırım gibi dünya trendlerini yerellikle birleştirirseniz.

Fakat bunların ötesinde, ilham büyük oranda çalışmadır. Fakat doğru bir üslupla. Sadece günde 9 saat pratik yaparsanız elit bir tenisçi olursunuz. Ya da mükemmel bir enstrümantalist.  

Tiger Woods, 2 yaşında golfa başlıyor ve günde 12 saat pratik yapıyor. Shizuka Arakawa olimpiyat buz pateni yarışmalarında, kendisine altın madalyayı kazandıran hareket için 19 yıl çalıştığını söylüyor.  

Herkesin bir alanda kendisini mükemmelliğe ulaştıracak bir genetik yapısı var mutlaka. Potansiyel bir türlü artabilir.

Geriye kalan tek şey bunu keşfedip, çalışmak… Yıllarca doğru bir öğrenme yöntemiyle çalışma.

Neyse. Bitiriyorum. Bitiyorum!

Ben Profesör Doktor Uğur Batı.

Karar Bilimi Uzmanı ve 3 boyutlu düşünce ahtapotuyum

Ve hepinize şöyle sesleniyorum:

Biz size düşünmeyin demiyoruz, hobi olarak yine düşünün.

Ve büyük düşünün ki seneye de düşünürsünüz!

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU