Azerbaycanlı muhalif milletvekili Hacıbeyli: Seçimler Azerbaycan’daki aile iktidarını pekiştirecek

Mayis Alizade Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Aynı sene içinde Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimi yapmayı bir gelenek haline getirmiş Azerbaycan bu geleneği 2024 senesi için de bozmadı. Gerek Parlamento ve gerek Cumhurbaşkanlığı seçiminin aşırı hızlı yapılması bakımından Azerbaycan dünya ölçeğinde istisna teşkil eden bir ülke. Şöyle ki erken seçim kararlarıyla seçimler arasındaki zaman dilimi iki ay oluyor. Adayların belirlenmesi, propaganda dönemi ve seçimin yapılması o iki ayın içinde oluyor. Bu ülkeyi dünya ölçeğinde çok farklı duruma getiren faktörlerden bir tanesi de Merkez Seçim Komisyonu Başkanının bir hukukçu değil bir fizik profesörü olması. Evet Prof. Dr. Mezahir Penahov 2001 yılında bu yana Azerbaycan Merkez Seçim Komisyonu Başkanı koltuğunda oturuyor ve bilgileri bir ansiklopedi yazılacak kadar zengin. İktidar partisi 125 sandalyelik Parlamento için adaylarını 17 Temmuz’da ilan ederken “tarafsız” olarak mazbata alacak yaklaşık 45 adayın ve tabela partilerine verilecek yaklaşık 10 mazbatanın kaderinin de önümüzdeki günlerde belirlenmesi bekleniyor.
 


Gerçek muhalefetin kendisi olduğunu iddia eden Ulusal Konsey ve Azerbaycan Halk Cephesi Partisi 1 Eylül’de gerçekleşecek Parlamento seçimine katılmama kararı aldı. Independent Türkçe kararın nedenlerini Ulusal Konsey Uluslararası İlişkiler Koordinatörü, eski milletvekili Gültekin Hacıbeyli’ye sordu.

İşte Hacıbeyli’nin cevapları:

“Halkımıza ve kendimize saygımızdan dolayı seçimi boykot ediyoruz”

“Siyasi partiler seçime gitmek için kuruluyor ve esas amaçları halk oylaması yoluyla iktidara gelerek, halkın taleplerini gerçekleştirmektir. Yönetiminde bulunduğum Azerbaycan Ulusal Konseyi’nin amacı da Azerbaycan’daki otoriter yönetimi demokratik yollardan alaşağı ederek halkın iktidarını hâkim kılmaktır. Onun için yapılacak seçimin nasıl daha özgür ve adil biçimde gerçekleşmesinin yollarını arıyoruz. Seçim dışında şekillenecek herhangi bir iktidar şekli aklımızın ucundan bile geçemez. Ancak sorun halihazırda Azerbaycan’da ne klasik siyasi parti olarak çalışmalar yapma olanaklarının kalmaması bir yana Azerbaycan’da sözün klasik anlamında da seçim diye bir şey kalmamıştır. Seçimin bazı ufak tefek işaretleri mevcut. Seçimin ana koşulunun rekabet olmasına rağmen Azerbaycan’da bu kavram hepten ortadan kalkmıştır.1 Eylül’de yapılacak erken parlamento seçimlerinde kime hangi bölgeden mazbata verileceği artık çoktan bellidir. Hatta tabela partilerinin başındakilere bile hangi bölgelerden mazbata verileceğine ilişkin artık toplumda belirli bir kanı şekillenmiştir. Ve bu kez de seçim öncesinde toplum içinde konuşulanların seçimden birkaç gün sonra resmi şekilde açıklanacağına tanık olacağız. 1995 yılından bu yana yapılan parlamento seçimlerinden önce mazbata alacak insanların listesi çok az farkla iki hafta öncesinden belliydi. Son iki seçimde Ulusal Konsey Başkanımız Prof. Dr. Cemil Hasanlı’nın açıkladığı 125 kişilik milletvekili listesinden sadece dört kişi mazbata alamamıştı. Yani isabet neredeyse %100’dü. Bu durum Azerbaycan’da seçim olmadığını gözler önüne seriyor.

Sonuçlarının önceden belli olduğu bir seçime katılmayı uygun gören siyasi kurumların tamamı öncelikle kendine saygısızlık ediyor. Bu, aynı zamanda topluma ve halka karşı saygısızlıktır. Onun için gerek Azerbaycan Ulusal Konseyi ve gerekse üyemiz olan Azerbaycan Halk Cephesi Partisi öncelikle kendine saygı duyarak bu seçime katılmıyor. Çünkü bu, bir seçim değil. Kimlerin mazbata sahibi olacağı bu baştan bellidir. Ben oylama demiyorum çünkü uzun süredir Azerbaycan’da “oylama” diye bir kavram yok. Seçmenlerin sandık başına gitmesi sadece bir formalite olup atılan bültenlerin renkleri hiç kimseyi ilgilendirmiyor. Belirleyici unsur Cumhurbaşkanlığı katında onaylanmış listelerdir. O listelerin onaylanmasının üzerinden artık çok geçtiği için 2 Eylül’de mazbata sahibi olacakların isimleri de bellidir. Tüm bunları bildiği için Ulusal Konsey ilk günden iradesini ve pozisyonunu ortaya koymuştur. Biz topluma gerçekleri söylüyor ve seçim şovunu boykot ediyoruz. Azerbaycan’da “seçim” isimli bir olgunun imha edilmesinin üzerinden çok zaman geçmiştir.”

“İktidara tam biat etmemiş tek bir insan bile parlamentoya giremez”

“İktidarın otuz seneden bu yana kullandığı bu mekanizmanın değişmesini beklemiyorum. Uluslararası konjonktürler değişip Azerbaycan iktidarı kendi üzerinde uluslararası baskıları en ciddi biçimde hissetmediği ve aynı zamanda ülke içinde demokratik nitelikli tepkiler yükselmediği sürece Azerbaycan iktidarı istifini bozmayacak. Kendini aşırı rahat hissettiği bir bölgeden çıkmadığı sürece Azerbaycan’ın mevcut iktidarının adil seçim yapması hayal olarak kalacak. İktidara tam şekilde biat etmemiş tek bir insanın bile bu parlamentoya girebilme imkânı yoktur. Ben bu statükonun asla değişmeyeceğini düşünüyorum. Parlamentodaki tabela veya “cep” muhalefeti iktidar partisinden daha fazla iktidar için dizlerini döven insanlardır. Çoğu zaman biz iktidar partisi milletvekillerinden kendimize, yani gerçek muhalefete karşı duymadığımız hakaretleri kendini muhalefet pozisyonuna sokmaya çalışanlardan duyuyoruz. İşte bundan dolayı kendini muhalefet diye lanse eden o insanların bizim için iktidar partisi milletvekillerinden hiçbir farkı bulunmuyor. Çünkü hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Bu koşullarda ülkede muhalefete yaklaşımın değişmesini beklemiyoruz. Aynı zamanda biz rejimin kurduğu baskı ve şantaj piramidinin de çok kırılgan olduğunu biliyoruz ve oradan bir tuğlanın düşmesi çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Bir sistemin çökmesini aslında bir kıvılcım ateşleyebilir. Onun için bu seçimde de biz iktidara koşulsuz sadakat yemini etmiş şahısları parlamento duvarları arasında göreceğiz.

Ayrıca adaylığı öne sürülenler arasında toplumun tanıyıp saygı duyduğu hiçbir önemli şahsiyeti görmüyoruz. Ve geçtiğimiz senelerle kıyasladığımızda daha iğrenç manzarayla karşı karşıya kaldığımızı söylemem gerekir. Şöyle ki, bu kez yaşlılıktan veya hastalıktan dolayı adaylığını koyamayanların yerini onların eşleri ve çocukları alıyor. Bu durum Azerbaycan’daki mevcut aile iktidarının parlamento duvarları arasında daha da pekiştirildiğini gösteriyor. Artık milletvekili mazbataları da miras olarak verilecek. Bunun Cumhuriyet rejimi adına asla kabul edilemeyecek bir utanç olduğunu söylemem asla abartı olmayacak.”
 


“Azerbaycan’ın Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ne dönmesini beklemiyorum”

“Azerbaycan-AB ilişkilerinin uzun süreden bu yana buzdolabına kaldırıldığı için berbat durumda olduğunu söylemem gerekir. Hatta Şark Partnerliği Programı çerçevesinde Azerbaycan, Belarus ile aynı kümedeydi. Ancak Ermenistan çok ilerlemişti, Moldova, Gürcistan ve Ukrayna’yı ise Azerbaycan ile asla kıyaslayamayız. Demokrasinin tüm kriterlerinde olduğu gibi Azerbaycan bu alanda da en alt kümededir. Avrupa Konseyi’yle ilişkiler daha önce hiçbir zaman olmadığı kadar gerilimlidir. Azerbaycan’ın uyguladığı ve dünya siyaset ve diplomasi literatürüne “Havyar diplomasisi” olarak geçtiği dönemlerde bile ilişkiler bu kadar gerilimli olmamıştı. Azerbaycan delegasyonu Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nden atıldı. Ve 1 Eylül’de yapılacak daha berbat bir seçimden sonra ben Azerbaycan’ın Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ne dönmesini de beklemiyorum. Azerbaycan raportörlerinden birinin yaptığı açıklama da bunu göstermektedir. Avrupa Konseyi üyesi bir ülkede seçim kurumunun tamamen ortadan kaldırılması ve “seçim” kavramının yönetimin jargonundan çıkarılması iktidarın gönüllü olarak Avrupa Konseyi’nden imtina ettiğini ortaya koyuyor. Bunu söylerken yaşadığım esef duygusunu tarif etmem de çok zor. Avrupa Konseyi’nin de tüm bu hengamelerden sonra Azerbaycan delegasyonunun geriye dönmesine yeşil ışık yakacağını düşünmüyorum. Yakarsa kesinlikle saygısını kaybedecektir. Azerbaycan’da 300’ün üzerinde siyasi tutuklunun bulunması, vatandaşların gösteri yapma haklarının yasaklanması da demokrasinin mabedi sayılan Avrupa Konseyi’nde Azerbaycan’a yer bulunmasını imkânsız hale getiriyor. Onun için Avrupa’yla ilişkilerde bundan sonra bizi daha ciddi sıkıntıların beklediğini söyleyebilirim.”

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU