Eski bir kitaba dönerek dünyamızı okumak

"Mc" tarafında yaşayan herkes doğrudan "Mc" ile savaşmaya odaklanırken, "cihat" tarafında yaşayan herkes de önce "cihat" ile savaşmalı

Görsel "McWorld'e Karşı Cihad" aslı kitabın kapağından alınmıştır

Yaklaşık 30 yıl önce ve New York ile Washington'daki 11 Eylül'den 6 yıl önce "Mc World'e Karşı Cihad" başlıklı, çok okunan bir kitap yayımlandı.

Küreselleşme ve Kabilecilik Dünyayı Nasıl Yeniden Şekillendiriyor.jpg

İki farklı basımında kitap, iki farklı alt başlıkla yayımlandı.

Bunlardan ilki "Küreselleşme ve Kabilecilik Dünyayı Nasıl Yeniden Şekillendiriyor", diğeri "Terörizmin Demokrasiye Meydan Okuması" idi.

Kitabın yazarı Amerikalı siyaset teorisyeni Benjamin Barber'dı (ö. 2017) ve temel teorisi, dünyamızın "cihat" ve "Mc World"  adı altında ikiye bölündüğü yönündeydi.

Terörizmin Demokrasiye Meydan Okuması.jpg

"Cihat" derken yalnızca militan siyasal İslam hareketlerini kastetmiyordu, aynı zamanda şiddet, kan dökmenin, korumacılığın, dindarlığın ve milliyetçiliğin, yerel sadakatin ve dar kimliklerin yaygınlaşması yoluyla dünya nüfusunun geniş kesimleri arasında kabileciliği yayan daha geniş olguları hedef alıyordu.

Aynı şekilde "Mc World" ifadesi de McDonald's'ın ötesine geçerek cep telefonlarından, bilgisayar, iletişim teknolojileri ve hızlı müzik türlerine kadar küreselleşmenin tüm ürünlerini ve simgelerini içeriyordu.

Bu "Mc World" dünyayı büyük şirketler tarafından yönetilen ve kontrol edilen küresel bir ağ olmaya itmektedir ve bu ağ da ticaretin, çıkarların ve malların standardizasyonunun kendisine yüksek derecede homojenlik kazandırdığı bir ağdır.

Öte yandan "cihat dünyası", "bizim" grubumuzun, "bizim" bölgemizin veya "bizim" değerlerimizin ötesine geçen her şeye duyulan nefretten kaynaklanan yerel nefretler tarafından yönlendirilmektedir.

"Mc World", Marx ve Engels'in 1848'de "Komünist Manifesto"da tanımladığı anlamda milliyetçiliği kapitalizm tarafından kırılan piyasanın önceliğiyle ve aynı zamanda, ne kadar büyük olursa olsun her ülkenin, sahip olmadığı kaynakları elde etmek için başkalarıyla ticaret yapma ihtiyacı ile de karakterize edilir.

Ayrıca bilgi teknolojisi, modern ve akılcı oluşumu ve (postmodernistlerin sorguladığı) aydınlanma simgelerine ek olarak çevresel kaygı konusunda evrensel ortaklık "Mc World"nın itkilerinden biri haline gelmiştir.

Zira hepimiz, olayları hepimize yansıyan tek bir çevreye aidiz ve hepimiz bu çevrenin temizliğine dikkat etmeliyiz.

mcc.png

Ancak "Mc dünyası"nın aydınlanma ve rasyonel evrenselciliğin artık küreselleşmenin yönlendirdiği optimal bir küresel toplum yarattığı iddiası tartışmalıdır, çünkü bu küreselleşme bize ticari bir görünümle geldi ve meyveleri yoğun homojenleşme, siyasallaşma ve bürokratikleşme oldu.

Buna "cihat dünyası" ile yaşanan çatışmanın dayattığı istisnai durumları da eklersek, dünyada modern, adil veya eşitlikçi değerlerin yayılmasına yol açma ihtimali daha düşük bir küreselleşmeyle karşı karşıya kalırız.

Zira nihayetinde bu dünya ile ticaret yapmak ve bu ticaretten kâr etmek, küreselleşmenin ilgilendiği tek şeydir.

Buna karşılık, kapitalizmin kendisi de, kâr arayışını ve birikimini engellemediği sürece diğer türden siyasi ve değer sistemleriyle bir arada var olma yeteneğine sahiptir.

Burada Çin bu konudaki en son ve en güçlü örneği sunmaktadır.

"Cihat dünyası"na veya "Dünya'nın Lübnanlılaştırılması"na gelince, onun "kültürler" olarak adlandırılan güçleri kısmi durumlardır; burada dinlerden, devletlerden, milletlerden ziyade mezhepler ve dini gruplar ile cemaatler vardır.

Daha önce ülkeleri birleştiren, halklar inşa eden kadim milliyetçiliklerden farklı olarak, burada savaşmaktan vazgeçmeyen, birbirine karşı çıkan ve birbirini bölen taraflarla karşı karşıyayızdır.

Bugün dünyamız (1995), çoğu dinsel ve etnik olmak üzere büyük veya küçük 30 savaşa tanık olmaktadır ve sayıları giderek artmaktadır.

O halde cihatçı ruh hali, savaşların siyasetin başka bir aracı olmadığı, kimliklerden doğan ve kimlikleri hedef haline getiren bir savaş haleti ruhiyesidir.

Din, bu dünyada tıpkı Haçlılarda olduğu gibi, kişileri boyunduruk ve kontrol altına almak amacıyla ölümüne savaşların yapıldığı bir arenadır.

Dinin popüler köktenciliği ise parçalara ayırır ve dinlerdeki sözde birleştiricilikten geriye hiçbir şey bırakmaz.

Her ne kadar "cihat dünyası" kendi grubu içinde bir topluluk duygusu geliştirmiş olsa da bu grubun dışında farklı olanları dışlamak, zulmetmek ve ezmek üzerinde yükselir.
 


Bugünün ulus-devletleri (1995), kültür ile kültürün, halk ile halkın, kabile ile kabilenin çarpıştığı "Lübnanlaşma" tehdidi altındadır.

Cihat bayraklarının dalgalandığı yerlerde, her biri farklılar arasındaki birbirine bağlılığı, iç içe geçmeyi, sosyal iş birliğini ve sivil karşılıklı alışverişi kınayan sayısız inanç biçimi bu bayrağı taşır.

Bu iki dünya neredeyse her konuda tartışır ve anlaşamaz, sadece geleceği karanlık bir ufuk ile karşı karşıya olan demokrasi konusunda birleşir.

Biri açıkça ve kesinlikle demokrasiye karşı çıkarken, diğeri ise ona yardım etmeyi umursamaz.

Nitekim mesela, Sovyetler Birliği'nin ve bloğundaki diğer ülkelerin çöküşünün üzerinden yalnızca birkaç ay geçtikten sonra, demokrasi meselesinin yerini piyasayla meşgul olma ve "Mc World"na dahil olmaya bırakması dikkat çekiciydi.

Aynı dönemde eski Yugoslavya ülkeleri ve Sovyetler Birliği'nin Asya bölgesi kimlikler arasında şiddetli bir iç savaşın ortasında kalmıştı.

Yukarıda bahsettiğimiz kitap yayımlandığı yıldan bugüne kadarki yılların netleştirdiği başka sorulara da kapı açmasına rağmen, Barber'ın tezi öncüydü ve o dönemde Francis Fukuyama ve Thomas Friedman'ın basitleştirmelerinden kesinlikle daha zekice ve daha karmaşıktı.

Ancak hem birleşmiş hem de bölünmüş bir dünyayla karşı karşıya olmaya devam ediyoruz ve Gazze'deki savaş da dahil olmak üzere gezegenimizdeki çatışmalar, pek çok yönlerinden biri olarak kitapta anlatılanlarla uyuşuyor.

Barber'ın tezine katılanlara gelince, protestocu davranışları bulundukları konum tarafından yönlendirilmeli:

"Mc" tarafında yaşayan herkes doğrudan "Mc" ile savaşmaya odaklanırken, "cihat" tarafında yaşayan herkes de önce "cihat" ile savaşmalı.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Independent Türkçe için çeviren: Beyan İshakoğlu

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU