Columbia Üniversitesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Erbil Abacı: Sedef hastalarının ilaçları artık daha kolay belirlenebilecek

Dr. Abacı, yakın zamana kadar sedef hastalığını yüzde 100 iyileştiren bir ilaç bulunmadığını belirterek, “Biyolojik ilaçlar bulundu. Yaklaşık beş ayrı sınıfta biyolojik ilaç var" dedi

Fotoğraf: Independent Türkçe

Sedef hastalarına denenecek ilaçlar, artık laboratuvarda üretilen dokular üzerinde test edilebilecek, böylece hastaların ilaç seçimi kolaylaşacak. 

Sedef hastalığının insan modelini oluşturan ABD’de Columbia Üniversitesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasan Erbil Abacı’nın yaptığı bu çalışması Scientific Reports 1 dergisinde yayımlandı. 

Bu çalışma ilerleyen dönemlerde yaygınlaşarak sedef hastalarının hayatını kolaylaştırırken, yeni ilaç denemelerinin de önünü açabilecek. 

Dr. Abacı, çalışmasının detaylarını ve araştımadan elde edilen sonuçları Independent Türkçe'ye anlattı.
 

Hasan Erbil Abacı (2).jpg
Dr. Hasan Erbil Abacı / Fotoğraf: Independent Türkçe


"Bu konuda o kadar çok çalışıldı ki mekanizma iyi bir şekilde anlaşıldı"

Sedef hastalarının genel popülasyonun yüzde ikisi ya da üçünü oluşturduğunu söyleyen Abacı, şöyle konuştu:

Sedef hastalığı bir kronik deri ve bağışıklık sistemi hastalığı olduğu için aslında hastanın kendi bağışıklık sistemi deriye saldırıyor. Deriye saldırdığı için orada bir inflamasyon meydana geliyor, deride kızarıklık ve plaklar oluşuyor. O plaklar kronik bir şekilde devam ediyor. Çok karmaşık bir hastalık; hem genetik faktörler hem çevresel faktörler var. İkisinin de dikkate alınması gerekiyor. Bu konuda o kadar çok çalışıldı ki mekanizma iyi bir şekilde anlaşıldı diyebilirim.


Dr. Abacı, "Sedef hastalığını yüzde 100 çözen bir ilaç yok. Ama yıllardır kortizon kremleri kullanılıyor. Tabii bu çok genel bir şekilde bağışıklık hücrelerini bastırmaya yönelik bir krem. Yakın zamanda da biyolojik ilaçlar bulundu. Yaklaşık beş ayrı sınıfta biyolojik ilaç var" dedi.


Bağışıklık sistemi sedef hastalığına nasıl sebep oluyor?

Sedef hastalığının bağışıklık sisteminin, hastanın kendi organlarına saldırması sonucu ortaya çıktığını kaydeden Abacı, şunları söyledi:

Bağışıklık sistemi kendi organlarını bir tehdit olarak görüyor. Bağışıklık sistemi vücudun güvenlik güçlerine benziyor. Sedef hastalığında hikaye şöyle başlıyor; deride bulunan dendritik hücreleri istihbarat teşkilatını oluşturuyor. Yani, dokunun içerisinde ne oluyor ve tehdit var mı diye dinliyorlar.

Bu dinlemeden sonra eğer bir şeyi tehdit olarak görüyorlarsa, deri dokusu içerisinde dolaşan devriye gezen polislere söylüyorlar. Diyorlar ki, işte böyle bir tehdit var, bunu değerlendirin. Bu devriye gezen polisler de T hücreleridir. T hücreleri hemen deriye ateş etmeye başlıyorlar, deriyi moleküllerle bombardımana tutuyorlar.

Sayıları az olduğu için, yeteri kadar güçleri yok. Sonra dendritik hücreler derideki kılcal damar dokusunu geçerek kana karışıyorlar. Lenf bezlerine gidiyorlar, yani karakola. Karakolda diğer polis olan T hücreleri var, onları çağırıyorlar. T hücreleri, kana karışıp tam tehdidin olduğu noktada damardan geçerek, derinin içerisine geliyorlar.

"Bir sürü güvenlik gücü o bölgeyi koruma altına alıyor" diyen Dr. Abacı, "Tabii bu durumda aslında yanlış bir istihbarat var. Bu bölge molekül bombardımanı altında kalıyor, büyümeye ve kalınlaşmaya başlıyor. Deride plaklar oluşuyor. Yanlış istihbarat dediğim genetik faktörlerin de içerisinde bulundurarak üst derideki bazı proteinlerin genetik olarak farklı bir şekilde sentezlenmesinden kaynaklanıyor" dedi.

Dr. Abacı, "Sedef hastalığı olan bir insanda belli proteinler genetik faktörlerden dolayı biraz farklı şekilde sentezleniyor. Dendritik hücre hemen buna, 'Bizim vücudumuza ait değil, bu dışarıdan bir mikroba ait. Ben buna saldırayım' diyor" ifadelerini kullandı.


"Sedef hastasına doktor bir kriter olmadan, ilaç önerebiliyor"

“Hücreler birbirleriyle moleküller aracılığıyla konuşuyor” diyen Abacı, sözlerini şöyle sürdürdü:

O konuşmayı susturmak amacıyla hedefe yönelik biyolojik ilaçlar kullanılması planlanıyor. Bu ilaçlarda sorun şu; her hastada her ilaç işe yaramıyor. Bazı hastalarda hiçbir biyolojik ilaç işe yaramıyor. Bir sedef hastasına doktor önce A ilacını bir sebep olmadan yani bir şeye bakmadan öneriyor. ‘Önce A ilacını deneyelim’ diyor. Ondan sonra A ilacını 6 ay deniyor ve işe yaramadığını görüyor. Bunların yan etkilerine de maruz kalınabiliyor.  Sonra ‘Hadi tamam şimdi B ilacına geçelim’ deniyor ve süreç böyle devam ediyor.


Sedef hastalığında kişiye özel tedavi nasıl mümkün olabilir?

Bu hastalarda kişiye özel bir tedaviye ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Abacı, “Bunu nasıl yapabiliriz diye araştırdık. Yani 'Bir kişinin sedef hastalığını laboratuvarda oluşturabilir miyiz?' diye baktık. Sedef hastalarını bir araya topladık, onlardan kan örnekleri aldık. Kan örneklerinden bağışıklık sistemi hücrelerini, sedef hastalığına sebep olanları izole ettik ve çoğalttık. Sonra onları laboratuvarda oluşturduğumuz deri dokusu modelinin içerisine ekledik” diye anlattı.  
 

Sedef modeli olusuturlmasi.jpg
Sedef modeli oluşturulması


"Modelimizde deri kalınlaşmasına engel olunabildiğini gösterdik"

Laboratuvar koşullarında deriyi ve sedef hastalığını inşa ettiklerini söyleyen Abacı, “Hastalardan alınan örneklerden T hücrelerini izole ediyoruz ve çoğaltıyoruz. Daha sonra da bunu deri dokusunun alt yüzeyine ekliyoruz. Ancak T hücrelerinin deri içerisine girmesi lazım. En tepede epidermal hücreler var; moleküller salgılayarak alt yüzeye eklediğimiz T hücrelerini çağırıyorlar. T hücreleri içeri hareket ediyorlar ve bütün dermal dokuya yayılıyorlar. Sonrasında T hücrelerinin, sedefe yol açan molekülleri salgılaması gerekiyor. Bu moleküller de özelleşmiş T hücreleri olan TH1 ve TH17 hücreleri tarafından salgılanıyor. Bu moleküllere maruz kalan epidermal hücreler çoğalma ve üst deriyi kalınlaştırma emri alıyorlar" dedi.

“Aslında bizim derimiz her zaman yenileniyor yani üst deri sürekli atılıyor ve üst derinin en alt tabakasındaki keratinosit denilen hücreler hayatımız boyunca döngü içerisinde yenileniyorlar, çoğalıyorlar ve üst deriyi sürekli bir şekilde inşa ediyorlar" diyen Dr. Abacı, sözlerini şöyle sürdürdü: 

Bu döngü devam ediyor. Ama bu döngünün belli bir hızla devam etmesi lazım. Çünkü orada frenleme sistemi var, ve T hücreleri  o frenleme sistemine engel oluyor. Deri, üretmesi gerektiğinden çok daha fazla sayıda hücre üretiyor. Böylece üst derimiz sürekli kalınlaşıyor o da  plak oluşumuna sebep oluyor.

Biz işte bu kalınlaşmayı kendi modelimizde görebildik.  Halihazırda kullanılan ilaçları, yani kortizon ve biyolojik ilaçlar dahil olmak üzere, laboratuvar şartlarında oluşturduğumuz sedef hastalığı deri modeline uyguladık ve bu ilaçların deri kalınlaşmasına engel olabildiğini gösterdik.

 

Hastaya ozel sedef modelinin ilaclarla test edilmesi.jpg
Hastaya özel sedef modelinin ilaçclarla test edilmesi


"Bir sedef hastasından deri ve kan örneği alınarak, hastaya özel bir şekilde sedef modeli yapabileceğiz"

Halihazırda kullanılan biyolojik ilaçları test ettiklerini söyleyen Abacı, “Yani yaptığımız aslında modelimizin çalışıp çalışmadığını göstermekti. Bizim modelimizin doğru bir tepki verdiğini gösterdi. İlaç çalışmalarında kullanılabilme potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ancak yeni bulduğumuz bir ilaç çeşidi ya da kimyasal yok. Kişiye özel ilaç testi yapılabilecek. Bir sedef hastasından deri ve kan örneği alınarak, hastaya özel bir şekilde sedef modeli yapabileceğiz. Dediğim ilaçlardan tümünü deneyerek, hangisinin işe yarayacağını test edebileceğiz. Bu kez doktor hastaya hadi B ilacından başlayalım demek yerine C ilacı bu hastaya daha etkili olacak diyebilecek” diye konuştu. 


"Sedef hastalığı bulaşıcı değildir"

Sedef hastalarının derisindeki renk ve doku değişimlerinin bulaşıcı olmadığına dikkat çeken Abacı, sedef hastası olan insanlara karşı da farklı bir algı olduğunu ancak özellikle bu hastalığın bulaşıcı olmadığını vurguladı.

Bu hastalığın tamamen bir deri kalınlaşması sonucu oluştuğunu belirten Abacı, “Oluşan inflamasyon yani bağışıklık sisteminin saldırısından kaynaklı derinin kalınlaşması durumu. Gitar çalan birinin elinde oluşan nasır nedeniyle elini sıkmamak gibi bir durum” dedi.  

 

 

1. https://www.nature.com/articles/s41598-020-60275-0?fbclid=IwAR2vphOXIPmURPDFCkTbFXh25ZxzuPd3ve38aEobgYjt3XwKezi38eBjIDw

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU