Jose Mujica'ya mektup

H. Caner Akkurt Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

Bundan tam 10 yıl önce eski Uruguay Devlet Başkanı, "Saraysız Başkan" olarak bilinen, "Pepe" lakaplı Jose Mujica'nın Türkiye ziyaretinde kendisiyle Eskişehir'de tanışma şerefine nail olmuş ve kendisine İspanyolca Kur'an-ı Kerim, bir hattat dostumun kaleminden hat tablosu ve aşağıdaki mektubu İngilizce olarak takdim etmiştim.

İkimiz de oldukça heyecanlanmıştık. Mektubu ve hediyeleri vermeme engel olmaya kalksalar da Jose, hepsini uzaklaştırıp hediyelerle birlikte mektubu da almıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Kendisine eşlik eden Türkiyeli yetkililer özellikle mektubu almak istese de müsaade etmemiş, mektubu özenle ceketinin iç cebine koymuştu.

O günlerde bir arkadaşım, "Kim bu Mujica?" diye sorduğunda "İtikatta belki olmasa da amelde mü'min ve Müslüman" demiştim ve hâlâ sözüm arkasındayım.

Vefatını duyunca o günü hatırladım ve o günün anısına bu mektubu paylaşıyorum.

Bu dünyadan bir Jose Mujica geldi geçti.

Ruhu şad olsun...
 

 

Sayın Başkan José Mujica merhaba;

Mensubu olduğumuz İslam dininin Aziz Peygamberi Muhammed'in şöyle bir sözü vardır:

'Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir.'


Bu anlayış İslam toplumlarında inanmışlığın bir gereği olarak kabul edilir. Aynı zamanda da dini tercihlerine bakılmaksızın tüm insanlık için sosyal bir projedir. Bu inanç ilkesi, İslam Medeniyetinin küresel manada gelir dağılımına ve toplumsal eşitliğe bakış açısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Yine Aziz Peygamberimiz Muhammed şöyle der:

'Hikmet, ilim mü'minin yitik (kayıp) malıdır onu nerede ve kimde bulursa alır.'


Bu açıdan siz beyefendinin söylediği; 'Ben insanların geceleri yatacak bir saçak altı bile bulamadıkları bir dünyada, başkalarının 500 metrekarelik malikânelerde yaşamasını anlamıyorum. Evsizler için ev, suyu olmayanlar için su lazım, ekmek lazım. Sen böyle bir dünyada özel uçağım olsun, oraya buraya gideyim diyorsun. Eğer herkes daha fazlasını isterse, bir gün kimseye bir şey kalmayacak…' sözünü oldukça önemsiyor ve destekliyoruz.

Aynı şekilde; 'Bana fakir denmesi yanlış, ben tutumlu bir insanım. Asıl fakirler sürekli yaşamdan talepleri olan ve elde ettikleriyle yetinmeyen insanlardır…' sözünüzü, postmodern zamanlarda neo-liberal kapitalizme karşı bir dik duruş ve bir haykırış olarak kabul ediyor ve destekliyoruz.

Bay Mujica; ülkemize ve şehrimize yaptığınız bu nazik ziyaretten ziyadesiyle mutlu olduk ve fakat üzülerek söylemek gerekirse, sizi davet eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) organizasyonunun sadece retorikte 'sosyal demokrat' olduklarını bilmeniz gerektiğini düşünüyoruz. CHP, her ne kadar Sosyalist Enternasyonal'de (Socialist International) temsil ediliyor olsa da Türkiye'de sosyal demokrat gelenekle bağdaşmayan, sermaye düzenini ve liberal kapitalizmi korumaya yeminli siyasal eğilimleri temsil etmektedir. Kaldı ki, CHP'nin Sosyalist Enternasyonal'den (SI) çıkarılması gerektiği 2013 yılında ülkemizde gündeme gelmiştir.

Dersimli Sivil Toplum Kuruluşları (STK) CHP'nin iktidarda olduğu dönemlerde, Alevî Kürt halkına katliamlarda bulunduğu ve köy isimlerini Türkçeleştirip, kendilerini asimile ettiğini söyleyerek CHP'nin SI'den çıkarılmasını talep ettikleri dilekçelerini SI'ya ulaştırmışlardır. (Detay için bkz.)

CHP, kurucusu olan Mustafa Kemal'den bugüne elitist bir politika sürdürmekte ve bunu ideoloji haline dönüştürerek 'Kemalizm' olarak adlandırmaktadır. CHP aynı zamanda etnosentrik bir yönetimi savunmaktadır. CHP'den Milletvekili Birgül Ayman Güler 23 Ocak 2013'te Meclis Genel Kurulu'nda ana dilde savunma hakkını düzenleyen yasanın görüşülmesi sırasında yaptığı konuşmada; 'Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz' demiştir ve mensubu olduğu CHP'den herhangi bir uyarı
almamıştır.

Sayın Başkan, bilge kişiliğiniz ve derin entelektüel projeksiyonunuzla; vahşi kapitalizmin önümüze getirdiği yeni küresel tüketim kültürünü eleştiriyor ve yine diyorsunuz ki:

'Eski ruhani tanrımızı kendi ellerimizle kurban ettik ve artık market tanrının tapınağındayız. Bu yeni tanrı; ekonomimizi, politikamızı, alışkanlıklarımızı, yaşamlarımızı düzenliyor ve bizlere faiz oranları ve kredi kartları ile mutluluğun yeni adresini veriyor. Öyle anlaşılıyor ki bizler, yalnız tüketme için yaratılıyoruz ve artık tüketemediğimiz zaman derin hayal kırıklığına uğrayarak kendimizi yok ediyoruz.'


İşte üzülerek belirteceğimiz diğer bir konu da davetlisi olduğunuz sözde 'sosyal demokrat' CHP, sizin yukarıda belirttiğiniz kapitalist sarmalın merkezinde yer alan bir siyasi partidir.

Şöyle ki, dünyada benzeri görülmeyen bir şekilde 1924'ten günümüze, bir bankanın yani İş Bankası'nın resmi ortağıdır. CHP'nin söz konusu bankadaki ortaklık oranı 30 Haziran 2015 tarihi itibarıyla yüzde 28,09'dur.

Malumunuz üzere kapitalist anlayışın baş tapınaklarının bankalar olduğu gerçeği kabul edildiğinde 'sosyal demokrat' olduğunu iddia eden CHP'nin paradoksal bir durum içinde olduğu kolaylıkla görülebilir. CHP'nin durumunu kısaca tasvir etmek gerekirse; Celalettin Rumî'nin tabiriyle 'olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi olmayan' bir politika izlediğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak, kendi fiili durumlarıyla hiçbir şekilde örtüşmeyen ve yapı olarak oldukça sofistike ilişkilere sahip Türkiye'deki siyasi bir partinin sizin gibi değerli görüşleri ve tutumları olan ve bunları fiilen yaşayan bir bilge adamı propaganda unsuru olarak kullanmasından, toplumumuz adına rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Sevgili Pepe, 'Saraysız Başkan Jose Mujica' olarak ülkemizde yayınlanan kitabınızdan dolayı büyük memnuniyet duyduğumuzu belirtiriz.

Sizin modern zamanlara hitaben söylediğiniz bir diğer önemli sözü, 1400 yıl önce İslam önderlerinden Halife Ömer söylemişti:

'İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.'

Bu da tüm insanlığa; doğruların zaman ve mekândan öte evrensel bir değer olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor.

Sayın Başkan bilge kişiliğinizi, dünyadaki ezilenlerin ve sömürülenlerin vicdanı olarak dik duruşunuzu ve 'derviş ruhlu' felsefi anlayışınızı hayatın içine indirgeyişinizi gıpta, hayranlık ve samimiyetle selâmlar, en derin saygılarımızı sunarız.

 

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU