Putin, Batı tuzağından kurtuldu

Kuvvetlerinin askeri cephelerde elde ettiği yadsınamaz zaferlerden dolayı ona hayranlık duyuluyor

Fotoğraf: Reuters

Birkaç gün önce Rusya ile Ukrayna arasında Şubat 2022'den bu yana devam eden savaşın ikinci yıl dönümüydü. Batı medyasında haberler olayı farklı açılardan ele aldı.

Mesela pek çok örnekten biri olan İngiliz gazeteleri, özellikle başyazılarında Batılı ülkelere, Ukrayna'nın yenilmemesi ve Rus tehdidinin diğer ülkelere ulaşmaması için Ukrayna'yı desteklemeye devam etmeleri gerektiğini hatırlatmaya gayret ettiler.

Amerikan basınında göz atabildiğim haberler de İngiliz muadillerinden çok az bir fark dışında pek farklı değildi.

İkisi arasındaki ortak noktalardan biri, Batı ülkelerindeki savaşa ilişkin mevcut tereddütlü tutumu hatırlatmalarıydı.

Siyasi, diplomatik ve medya desteğiyle birlikte her türlü silah şeklinde kendisine ulaştırılan milyarlarca dolarlık yardıma rağmen Ukrayna'nın Rus güçlerini yenememesi nedeniyle, Washington ve Avrupa başkentlerinde hayal kırıklığı hâkim.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD'de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki siyasi çatışmanın Ukrayna'dan vazgeçilmesine yol açması konusunda Avrupa'da gözle görülür bir korku var.

Savaş ve Ukrayna'ya sağlanan Amerikan yardımı konusundaki açık ve net tutumu nedeniyle eski Başkan Donald Trump'ın önümüzdeki kasım ayında iktidara gelmesinden de korkuluyor.

Avrupa başkentleri, Ukrayna'ya yardım konusunda Washington'daki Kongre koridorlarında yaşanan çatışmayı korku ve endişeyle izliyorlar, çünkü ABD olmadan öncelikle Ukrayna'yı korumak, ikinci olarak da Rusya tehdidini durdurmak için pek bir şey yapamayacaklarını biliyorlar.

Daha da önemlisi, Batılı ülkelerin Rusya'ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlar, Batılı ülkelerin de kabul ettiği gibi, Rusya ekonomisini zayıflatmada başarısız oldu.

Özellikle Batı medyasında çıkan haberler, Rusya ekonomisinin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da diğer Batı ekonomilerinden daha fazla büyüyeceğini teyit ediyor.

Rusya'dan petrol, doğalgaz ve kömür ithal etme yasağı işe yaramadı, çünkü Rusya başka pazarlar bulabildi.

2020 yılında Avrupa Birliği ülkelerinin Rus gazı ithalatı yüzde 39'a, petrol yüzde 23'e, kömür ise yüzde 46'ya ulaşmıştı.

İngiltere yüzde 30 oranında Rus dizel yakıtına, yüzde 27 oranında kömüre ve yüzde 10'dan fazla da doğalgaz ithalatına bağımlıydı.

İngiliz The Daily Telegraph gazetesi geçen pazartesi günü yayımladığı haberde, bu hafta Londra'da "Uluslararası Enerji Haftası" başlığı altında bir konferans düzenleneceğini ve Batılı ülkelerin Rus petrolü, gazı ve kömürüne bağımlılıktan kurtulma konusundaki başarılarının altının çizileceğini belirtmişti.
 


Bahsi geçen boykot ve övülen başarı gerçekte ve fiili olarak önemsiz, çünkü Rusya'nın petrol ihracatı hem miktar olarak hem de Rusya hazinesine kazandırdığı gelir açısından arttı.

Yukarıda bahsedilen haber, Rus fosil yakıtlarının Hindistan ve Çin gibi diğer ülkelerdeki petrol rafinerileri aracılığıyla hâlâ bazı Avrupa ülkelerine ulaştığını açıklıyor.

Senaryo ne yeni ne de tuhaf. Rusya, petrolünü yukarıda adı geçen iki ülkedeki rafinerilere gönderiyor ve bu rafineriler de rafine edilmiş yakıtı Avrupa ülkelerine gönderiyor.

Örneğin, rafine Rus dizel yakıtı İngiltere’ye Rus rafinerilerinden değil, Hindistan ve Çin rafinerilerinden geliyor.

Aynı habere göre Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi, Rusya'nın fosil yakıt sevkiyatından elde ettiği gelirin, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği Şubat 2022'den bu yana 605 milyar ABD dolarına ulaştığını doğruladı; bunun 188 milyar ABD doları, Avrupa ülkelerinin bu sevkiyatlardan yaptığı yakıt alımlarının bedeliydi.

Bu, Rus yakıtı boykot ülkelerine küresel pazar yoluyla ulaştığı sürece Avrupa boykotunun amacına ulaşamayacağı anlamına geliyor.

Daha da kötüsü, Ukrayna Devlet Başkanı'nın geçen yaz yapılan karşı taarruzun askeri operasyonları ile ilgili gizli haritaların, taarruzdan önce Kremlin Sarayı'ndaki masalara ulaştığını ve bunun da taarruzun başarısız olmasına neden olduğunu itiraf etmesiydi.

Gerçek şu ki bu itiraf, şu anda ve resmi olarak Ukrayna güçlerinin üst düzey komutanları arasına Rus askeri istihbaratının sızdığını bilen Avrupa ülkeleri ve ABD’yi, Ukrayna ordusuna yardım sunmaya devam etmeye teşvik etmiyor.

Bu bizi ister istemez temel ve kayda değer bir sonuca götürüyor; Washington ve müttefikleri hesaplarında hata yaparken, Rusya Devlet Başkanı Putin'in hesapları doğruya daha yakındı.

Zira Putin, kendisine kurulan tuzaktan akıllıca kurtuldu ve ülkesine uygulanan ekonomik ablukayı ustalıkla ve yavaş yavaş kırmayı başardı.

Kuvvetlerinin askeri cephelerde elde ettiği yadsınamaz zaferlerden dolayı ona hayranlık duyuluyor.

Şu anda sonucu garantili başkanlık seçimlerine katılmaya hazırlanıyor ve sonrasında Kremlin'deki yönetim piramidinin tepesindeki varlığını altı yıl daha sürdürecek.

Tüm bunları, arkadaşı eski ABD Başkanı Donald Trump, beklendiği gibi bir kez daha Washington'daki Beyaz Saray'a ulaşmadan önce başardı.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU