Cidde Zirvesi… Sessiz bir okuma!

İlişkilerin mükemmel bir şekilde yeniden yapılandırıldığı, ortak çıkarların mantıklı ve rasyonel bir sesle hâkim olduğu umut verici bir sahne

Fotoğraf: AA

ABD, eski Başkan Barack Obama döneminde, tam olarak ve öncelikle Pasifik bölgesine odaklanmak, Çin’in bu bölgedeki büyüyen etkisini kırmak için Ortadoğu'dan çekilme ve nükleer anlaşma yoluyla İran'ı bölgenin öncelikli polisi haline getirmeye karar verdi.

Temelleri eski Başkan George W. Bush'un Irak’ı işgali sırasında atılan bu fikri destekleyenler arasında İranlı-Amerikalı düşünür,  "Şii Uyanışı" kitabının yazarı Vali Nasr da bulunuyor.

George Bush, "Okumaya düşkünlüğüm ile tanınmayan ben bile bu kitabı okumaya çabaladım" ifadelerini kullandı. Önde gelen neo-muhafazakâr liderlerden biri olan ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in yardımcılığını yapan Lübnanlı Fuad Acemi ve Iraklı Ahmed Çelebi de bu fikrin destekçilerinden.

Ancak Amerika'nın İran'ı bölgenin polisi olarak benimseme kararı muazzam bir başarısızlıkla sonuçlandı. Başta Körfez olmak üzere bölge ülkeleri kalkınma ve yatırım ile meşgulken, İran devrimci mezhepsel projelere sahip.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ancak İran’ın zamanla değişen projesi yalnızca ABD’nin müttefiklerini değil, aynı zamanda çıkarlarını da tehdit eder hale geldi. Aynı şey, özellikle Rusya'nın tamamen gerisinde olduğu nükleer program, balistik ve diğer silahlanma programları konusunda, İran'daki Rus nüfuzu arttı.

Bu, İran'daki ekonomik eklemlerin tüm unsurlarına yönelik ihmal edilemeyecek Çin saldırısı için de geçerlidir.

Dolayısıyla ABD’nin Rusya ve Çin'in Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle olan yakınlaşmasını hissetmesi ardından ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin Çin ve Rusya'nın bıraktığı boşluğu doldurmasına izin vermeyeceğini ilan etti.

Cidde zirvesine katılan Arap ülkeleri, bölgenin karşı karşıya olduğu önemli sıkıntılara ilişkin görüşlerini sundular, önceliklerini netleştirdiler. Anlık, geçici ilişkilerden bıktıkları ve yoruldukları için sürdürülebilir ve stratejik bir ilişki isteklerini dile getirdiler. Bölge ülkeleri için odak noktasının güvenlik yönündeki güvenceler olduğu açıktı.

Ayrıca ABD ile katılımcı Arap ülkeleri arasındaki ilişkiyi yalnızca güvenlik kavramından ziyade güvenlik ve kalkınma kavramlarına dayalı olarak tasavvur etme, böylece ilgili tüm taraflar için maksimum fayda sağlayarak ilişkinin katma değerini gerçekleştirme yönünde yeni bir anlayış sunuldu.

Bölge ülkeleri için güvenlik garantilerinin bir odak noktası olduğu açıktı, çünkü bu ülkelerle ciddi ve gerçek bir güvenlik koruması olmadan “dünyanın benzin pompası” olarak ilgilenmek, bu ülkeler tarafından da kabul edilemeyecek bir küçümsemedir.

Cidde zirvesindeki ana önerinin özeti bu şekilde. Arap ülkelerinden oluşan bir NATO gücü ilgili beklentiler, İsrail ile normalleşme, petrol fiyatının güvence altına alınması ve ABD ihtiyaçlarına hizmet eden bir üretim… Bunların ancak boş hayal olduğu anlaşıldı.

Filistin meselesi de ele alındı. İsrail ile normalleşme hakkında konuşmadan önce bu konuda adil bir çözüm talep eden Arap ülkeleri, bu yönde ortak bir tavır sergiledi.

Cidde zirvesinin bu şekilde düzenlenmesi başlı başına bir başarıydı. Konuların gidişatını gerçekleşene kadar takip etmek gerekiyor.

Cidde Zirvesi takipçileri, bıraktığı boşluğu yeniden nasıl dolduracağı, güvenlik sistemini nasıl sunacağı ve İran nükleer bomba elde ettiği taktirde ne tepki vereceği konusunda ABD'den bir açıklama bekliyor.

Bunlar ilgili taraflar arasında güveni yeniden inşa etme sürecinde temel bir unsur olarak açık ve güven verici yanıtlara ihtiyaç duyan önemli sorular.
 


Cidde Zirvesi'de kaydedilen gerçekler, duruşlar ve sözlerle ilgili birçok analiz ve yorum yapılacak.

Bazıları bunu ABD ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerde tamamen yeni bir bölümü, diğerleri ise yalnızca yeniden etkinleştirme olarak görebilir.

Üçüncü bir görüş ise ilgili taraflar arasındaki ilişkilerde kesinlikle yeni bir kitap olduğu yönünde. İlişkinin beklenen şeklini tasavvur eden, kuma çizilmiş eklemli çizgilere atıfta bulunuyorlar. Araplar açısından bakıldığında Amerika ya Araplarla ya da İran'ladır.

ABD açısından bakıldığında ise Araplar ya ABD ile ya da Rusya ve Çin iledir. İlişkilerin mükemmel bir şekilde yeniden yapılandırıldığı, ortak çıkarların mantıklı ve rasyonel bir sesle hâkim olduğu umut verici bir sahne.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Independent Türkçe için çeviren: Sema Sevil

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU