Şifreli Filistin şarkıları, işgal dönemlerinde mahkumlara mesajlar taşıyor

Bağlantı noktası kadınlardı. Kadınlar aracılığıyla tutuklular dışarıda neler olup bittiğini ve kendilerini neyin beklediğini biliyordu

Filistinli kadınlar tervide ve malula sanatını annelerinden ve büyükannelerinden miras aldılar / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia

İsrail'in Gazze Şeridi'ne kara saldırısı aşamasına geçmesiyle yaşlılar, İngiliz Mandası'nın devrimciler ile köy ve çevreleri arasındaki tüm iletişim yollarını kestiği 1936'daki Büyük Filistin Devrimi dönemine gittiler.

Zira o dönemdeki savaşçılarla aralarındaki şifreli iletişimin mekanizmalarını ve yöntemlerini hatırlattılar. 

'Klişe' tabiri, hapishane duvarlarının ardından ortaya çıkan farklı sanat türleri arasında en etkileyici olanıdır.

Hapishanede yazılmış yüzlerce şarkı, şiir ve oyun var. Hatta hapishane edebiyatı adı verilen ve parmaklıklar ardındaki hayatı anlatan özel bir edebiyat türü bile var.

İster mahkumlar tarafından yazılmış ister onlar için yazılmış olsun, bu şarkıların hikayelerini anmak gerekiyordu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Malula

Malula veya tervide, sözleri şifreli ve anlaşılmaz görünecek şekilde yazılan bir tür Filistin folkloru.

Ancak özellikle tutuklular ve aileleri arasında özel mesajların iletilmesiyle ilgili olan bu anlaşılmaz kelimeler, Arap dilinin bir kısmını anlayan İngiliz sömürgecilerin bunları kavrayamaması için icat edilmiş bir dil.

Bu gizem Nekbe'den sonra da devam etti. Bugüne kadar ise bu dili akıcı bir şekilde konuşan birçok kamp sakini var.


Tervide şimali: Mahkumların annelerinden şifreli bir mesaj

Tervide, her kelimenin son harfinin değiştirilip sonuna Lam harfinin eklenmesiyle oluşturuluyor.

Ayrıca mahkumların aileleri tarafından İngiliz sömürge hapishanelerindeki Filistinli tutuklulara kurtuluşlarının yakın olduğunu bildirmek için kullanıldı.

Bu gece kuzey rüzgarını göndereceğim
Yerine ulaşacak ve muhabbet etrafında dönecek
Git ve onları selamla
Gece uzun ve onları özledik
Ey kuş, sevdiklerimin yanına git ve onlara dua et


Bu şarkı, 1930'lu yılların ortalarında bazı insanların esaretten kurtuluşunun öyküsünü anlatıyor.

Yapısı, eski yazı üslubunun aynısına dayanıyor ancak gizlilik için Lam harfi ekleniyor.

Ey dağa çıkan, ey ateşi tutuşturan
Ey adam
Senden ne elbise ne de hediye istiyorum
Ey adam
Sadece güvende olmanı istiyorum


Bu şarkıda kadınlar, tutuklu kadına bir ceylanın yani savaşçıların, gece onları kurtarmak için geleceğini anlatıyorlar.

Operasyonun başladığının sinyali ise ateşin yandığını gördükleri zaman veriliyor.

Mahkumlar, mesajı anlıyor ve çok uzun sürmeyen kurtuluşlarını bekliyorlar.

Toplu şarkı söylemek, genel olarak Filistin halk sanatında önemli bir yer tutuyor.

Malula ise bunun en öne çıkan biçimlerinden biri.

Bu, tervide ve dahrigah çerçevesine giren bir köy şarkı söyleme biçimi ve Filistin direnişinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.

Malula'yı (veya Malala) farklı kılan şey, grubun yarattığı bir sanat olmasının yanı sıra, şifreli bir şarkı söyleme türü olması ve Filistinli kadınların bunu önce İngiliz sömürgeciliğinin, ardından İsraillilerin hapishanelerindeki ailelerine gizli mesajlar iletmenin bir aracı haline getirmesi.

Şarkının sözlerine 'Lam' harfinin eklenmesiyle Malala ismi türetildi.

Samer folklorunun yayıldığı alanlarla ilişkilendirilen orta ve güney Filistin bölgeleri, deharic ve teravid olarak bilinen bu kolektif şarkı söyleme tarzıyla karakterize ediliyordu.

Genel olarak tervide, öncelikle diksiyona, kendi müziğini taşıyan melodik diksiyona bağlı olan belirli bir ritim tarafından yönetilen bir tür yavaş şarkı söyleme şekli.

Tervide'nin sözlerinin eski çağlarda herhangi bir müzik aleti eşliğinde çalınmadığına inanılıyor.

Kadınlar bu şarkıyı çoğunlukla toplu olarak söylediği için ritim onların sesleri aracılığıyla oluşturuldu.

Solo şarkılar ise düğünlerde ve kadın toplantılarında söylenirdi.

Kudüs, Ramallah, Ramla, el-Halil ve Gazze'de yaygın olan şarkı söyleme geleneğinin kapsamına girerdi.

Malula, gelinlere eşlik ederken, Samer de damatlara eşlik ederdi. 


Bağlantı

Durum, Osmanlı döneminde Tervide'nin ve özellikle Malula'nın siyasi bir işlev üstlendiği dönemde başladı.

Kadınlar, cezaevlerinde onları ziyarete gittiklerinde mahkumlara, saklandıkları yerlerdeki direnişçilere gizli mesajlar iletmek için kelimeleri şifreliyorlardı. 

Kadınlar, mahkumlarla direniş arasındaki bağlantıydı ve tutuklular onlar aracılığıyla dışarıda olup biteni ve kendilerini neyin beklediğini biliyorlardı.

Kadınlar, operasyonların ayrıntılarını ve en önemli haberleri içeren sembollerin yer aldığı şiirleri, düşmanın anlayamayacağı şifreli bir şekilde yazardı. 

Şifreleme hiç bu kadar kolay olmamıştı. Birçoğu 'lam' harfini ekleyip hemen hemen her kelimede tekrarlamaya, harfin oluşumu kelimeden kelimeye değişmekle birlikte, bazen de kelimenin son harfini çevirmeye başvurdular.

Aslında Filistin kadını, mesajını iletmek istediği kelimeleri oluşturmaya ve ardından anlamlarını örmeye çalışıyordu.

Daha sonra onu yeniden formüle ediyor, gardiyanların anlamaması için gerekli şifrelemeyi ekliyordu. 

Tüm bunlar, melodinin ağırlığını ve ritmini koruyarak ve sanat topluluğunun biçimini korumak için ona uygun bir şiir oluşturularak yapıldı.

Malala tarzı, İngiliz işgali dönemine, özellikle de 1936'daki Büyük Filistin İsyanı'nın başlangıcına, sömürgeciliğin devrimciler ile köylerdeki ve çevredeki aileleri arasındaki tüm iletişim yollarını kasıtlı olarak kestiği döneme taşındı. 

Daha sonra kadınlar şarkıyı kodlayarak haberi devrimcilere iletmek için tekrar malalalara başvurdu.

Filistinli kadınlar siyaset ve direniş şarkılarını şifreledikleri gibi, kendilerini gardiyanlara ifşa etme korkusuyla duygularını kamufle edebilmek için aşk şarkılarını da şifreliyorlardı.

Bu gece kuzey rüzgarını göndereceğim
Yerine ulaşacak ve muhabbet etrafında dönecek
Git ve onları selamla
Gece uzun ve onları özledik
Ey kuş, sevdiklerimin yanına git ve onlara dua et


Kadınlar, önlerinden genç bir devrimci geçtiğinde bu şifreli şarkılarla ona haber verir, kimi zaman aşkın ve hasretin sırlarını, kimi zaman da savaşın ve direnişin sırlarını, bazen de uyarılar içeren mesajlar gönderirdi. 

Filistinli kadın sanatçı Sana Musa, icra ettiği teravidlerle ünlüdür. Filistinli kadınların ünlü olduğu Malala tarzının anlamlarını açıklayarak yayılması için çalıştığı Teravide adlı bir program sundu.

Aşk şarkıları arasında Musa'nın Teravide programında yeniden seslendirdiği 'Ya Halulabna' veya 'Tervide el-Halil' şarkısı da yer alıyor.

Geleneksel Filistin kıyafeti giyiyor ve şarkının sözlerini ve çözülmüş şifreleri içeren videolarla sunum yapıyor. 

Ey sevdiğim
Ey kuşum, mektubumuzu al
(…)
Bana bir elek getir, bir elek al
Ey gülün babası
Yanağında gül kokusu var


Merhum Filistinli sanatçı Rim Banna'nın seslendirdiği ve ardından 2021'de Filistinli sanatçı Rola Azar'ın yeniden sunduğu "Ey Dağa Yükselen" ilahisi direniş şarkıları "Ey dağa yükselen" şarkısı ise şu şekilde:

Ey dağa çıkan, ey ateşi tutuşturan
Ey adam
Senden ne elbise ne de hediye istiyorum
Ey adam
Sadece güvende olmanı istiyorum
İçeride hapsedilen ceylanlara (yani erkeklere), bu durumun böyle sürmeyeceğini söylemek istiyorum
Ey adam
Sadece güvende olmanı istiyorum


Pek çok kişi, gelinler için söylenen şarkılarına teravide diyor.

Kadının evde çalışırken ya da dışarıda çalışırken dertlerinden şikâyet etmek için tek başına söylediği kadın şarkısı.

Onlara göre teravidelerin asıl amacı, geline veda etmek ve özellikle gelin yabancıysa, ona ve yanında bulunanlara gözyaşı döktürmek.

Tervide, bir melodiyi tekrarlamak ve üst üste birkaç kez tekrarlamak anlamına gelen ravvede (روّد) yerud (يرود) kökünden geliyor.

Filistin'deki kadınların şarkılarını ve melodilerini incelediğimizde onların birleştirici bir özelliğe sahip olduğunu, yani şarkı söylemek ve melodiyi tekrarlamak olduğunu görürüz.

Şarkının kendi içindeki söz veya konu değişikliğine rağmen şarkı aynı monoton, tekrar eden müzik cümleleriyle başlayıp bitiyor, bu yüzden buna tervide deniyor.


Kumaş ve tablolar

Tervide'ye, pınara gelip suyu doldurup kullanmaya başlamak anlamına gelen el-Vard adı verildiği söyleniyor.

Filistinli kadınlar, su kaynağının yanında şarkılar söylüyorlardı ve o şarkılarla birbirlerine meydan okumaya başladılar.

Tervide Şimali'ye dönersek; 1936'da Büyük Filistin Devrimi başladığında, kadınlar devrimcilere haber ulaştırmanın bir yolunu keşfetmiş ve şifrelenmiş şarkılar söylüyordu.

O zamanlar odak noktası kelimelerin harflerini tersine çevirmek veya hepsini tersine çevirmekti.

Kadınlar da kumaşlara ya da tablolara işlenen renkler aracılığıyla mesaj vermeye çalışıyorlardı.

Malala, özellikle Osmanlı döneminden bu yana siyasi bir işleve sahip. Kadınlar sözleri şifreli şarkılar söylüyordu.

Onları ziyarete gittiklerinde saklanma yerlerindeki direnişçilere ve hapishaneler ve gözaltı merkezlerindeki mahkumlara bu şarkılarla gizli mesajlar iletirdi.

Bu şarkılar, kadınlar ile mahkumlar ve esaret altındakiler arasındaki bağlantıydı.

Tutuklular, kadınlar aracılığıyla, büyüklerin deyimiyle "mücadele sürecine ve direniş eylemlerine" rehberlik ve bilgilendirmeyle de olsa katılabildiler.

Kadınların söylediği şarkılarda haber kodu veya askeri operasyonlarla ilgili ayrıntılar yer alıyordu.

Bu durum, şarkı söylemenin Filistinli kadınlar tarafından düşmanın anlayamayacağı şifreli bir şekilde bir iletişim ve haber ve bilgi aktarma aracına dönüştürüldüğü anlamına geliyordu.

Ancak garip olan şey, bu şarkılar estetikti ve sanatsal koşulları tamamen koruyordu. 
 


Kelimeleri ezberlemede zorluk

Şifreleme yönteminin kendisinin büyük bir doğuştan zekayı ortaya çıkardığını, şifrelemenin kolay bir iş olmadığını, özellikle de bir kelimeden diğerine harf oluşumundaki farklılıkla, 'lam' harfinin eklenmesi ve kelimelerin içinde, sonlarında veya son hecelerinde tekrarlanmasına dayanan bir şifreleme yöntemi olduğunu belirtmek gerekiyor.

Öyle ki Filistinli kadın önce konuşmayı oluşturacak, anlamlarını örecek ve içeriğine mesajları ekleyecek, ardından şifreleme ve yeniden ifade etme üzerinde çalışacaktı.

Tüm bunlar ise, kelimelerin ritmini oluştururken, vezinler korunurken, gerekli güzellik ve çekicilik oluşturulurken ve sanatın şartlarını yerine getiren her şey yapılırken yapılacaktı.

Nitekim bu şarkıyı dinleyen kişi, ilk başta sözlerini anlamasa bile onun güzelliğini hissediyor ve çekiciliğine kapılıyor ve aksine cümlelerdeki gizemli dokunuş, şarkının çekiciliği artırıyor.

Filistinli kadınlar, tervide ve malala sanatlarını annelerinden ve büyükannelerinden miras aldılar ve bu sanatlar, değerli Filistin mirasının bir parçası olarak bugüne kadar bu sanata değer verenleri buldu.

Genel olarak mirasın korunması çok önemli bir görev olarak görülüyorsa, o zaman Filistin'de bu durum iki katına çıkıyor, daha kesin ve hassas boyutlar kazanıyor.

Büyükanne ve büyükbabalara göre bu, bir direniş, kimlik ve varoluşun korunması, geçmişin köklerinin sağlamlaştırılması, bugünün ve geleceğin yeniden canlandırılması eylemidir.

Tervide ve malala sanatına önem veren en önemli sanatçılar arasında Filistinli sanatçı ve miras araştırmacısı Sana Musa da yer alıyor.

Kendisi, bu şarkıları seslendiriyor, bu sanatlarla ilgili açıklamalar yapıyor, Filistin'in çeşitli bölgelerini dolaşarak, eski nesil kadınlardan bu şarkıları dinliyor ve onlardan bu şarkıları söylemenin orijinal yöntemini öğreniyor.

Aynı şekilde Sana Musa, Filistin'de pek çok geleneksel sanata özen göstermek ve bunları tanıtmak için çalışıyor.

Yaptığı iş aslında Filistinliler arasında özellikle tervide ve malala sanatları açısından önemli ve övgüye değer.

Çünkü bu sanattan geriye kalanların korunması gerektiğini düşündükleri ender sanatlardan biri.

Sanatçı Sana Musa, bu ayrıcalıklığın sebebinin kelime ezberlemenin zorluğundan kaynaklandığını söylüyor.

Görsel sanatçıların, Filistin'e ilişkin doğrudan çizimlerden oluşan sergiler düzenlemeleri, sanatsal ve plastik çizimlerinde, reklamlarda ve fotoğraflarda Filistin bayrağını kullanmaları yasak.

Filistinli sanatçılar, topraklarına ve Filistin davasına bağlılıklarını ifade etmek ve İsrail işgalini protesto etmek amacıyla karpuz sembolünü sanatsal resimlerine dahil etmeye başladı.

Bu nedenle karpuz, Filistin'de yaygın olarak kullanılan bir sembol haline geldi.

Karpuz sembolünün kullanılması, karpuzun renklerinin Filistin bayrağının renklerine benzemesinden kaynaklanıyor.

Zira renkleri, kırmızı, siyah, beyaz ve yeşilden oluşuyor. Filistinliler, İsrail işgaline karşı bir direniş biçimi olarak karpuz dilimleri kullanıyor. 

Filistinlilerin bir dilim taze karpuz taşıması, ülke dışındaki ve dünyanın dört bir yanındaki vatandaşların Filistin davasıyla dayanışmanın sembolü olarak kullanabileceği bir protesto ve direniş sembolü haline geldi.

Filistinliler sadece karpuz yetiştirmekle yetinmediler. Karpuz sembolünü, çeşitli kıyafetlere, sokaklardaki pankartlara ve kitaplara da bastılar.

Böylece karpuz, Filistin davasının sembolü haline geldi ve dünyanın her yerindeki dayanışma aktivistleri tarafından kullanılır oldu. 

 

 

Independent Arabia

DAHA FAZLA HABER OKU