Küreselleşelim mi? (1)

Prof. Dr. Mehmet Çelik Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: Sarah Grillo/Axios

Çağımızın en önemli kavramlarından biridir küreselleşmek… Dünyanın bir köy haline geldiği, bu köyde artık herkesin dilediği gibi dolaştığı, dolaşabildiği varsayılır.

Gerçekte durum böyle mi?

Meşhur Karacaoğlan, yüzyıllar öncesinde şöyle demiş:

Ben dünyayı büyük zanneder idim
Dünya dedikleri üç krallık yer imiş


Esasında eskiler de dünyanın büyük bir yer olmadığını biliyorlardı; ama bu kadar küçük olduğunu düşünmemişlerdi herhalde.

90’lı yılların başından başlayarak konu tartışılmaya devam edilmektedir.

Yeni dünya düzeni, globalleşme, küreselleşme gibi adlarla konu enikonu masalara yatırılmaktadır. 

Dünyaya yeni bir düzen getirmek eskiden beri bütün cihangirlerin rüyası değil midir?

Makedon Kralı İskender’i Doğu seferine çıkaran ve onun ölümüne sebep olan neydi?

İskender, İran üzerine yürüdüğünde sloganı, “Güneşin doğduğu yerden intikam almaktı” ya da “güneşin doğduğu yeri zapt etmek.”  

Bu yüzden ta Yunanistan’dan İran’a, Hindistan’a yürüdü. Her diktatör gibi onun da sonu hüsran oldu; sinek sokmasından malarya hastalığına yakalanıp öldü.

Roma, global bir imparatorluk denemesiydi, o yüzden hala “Bütün yollar Roma’ya çıkar” deyimini kullanmaktayız.

Moğol İmparatoru Cengiz’in rüyasını süsleyen dünya imparatorluğu idi.

Cengiz, bu yüzden bir taraftan Moğolistan’dan Macaristan’a kadar olan toprakları ele geçirmiş, diğer taraftan da kâhinleri, hekimleri, müneccimleri toplayıp kendisini ölümsüz kılacak formülleri bulmaya uğraşıyordu.

Ölümsüzleşip ebediyen dünyaya hükmedecekti. Olmadı tabi ki…

Yavuz Sultan Selim, “Dünya iki padişaha az, bir padişaha çok”  dememiş miydi?

Britanya, sömürge döneminde 'Ufuklarında güneş batmayan Britanya' değil miydi? 

Ya Marx’ın rüyası? Marx, sanayileşmiş bir ülkede başlatıp bütün dünyayı saracak komünist bir dünya imparatorluğu hayaliyle yola koyulmadı mı?

Hitler’in dünyayı kana bularken projesinin adı “Yeni Dünya Nizamı” idi. Bu uğurda 58 milyon insan ölmedi mi?

Ki 1938-39’larda birçok Türk aydını, Hitler’in Yeni Dünya Düzeni” dediği projeye alkış tutmaktaydı.

Türkiye savaşa girmemişti; ama Beyoğlu sinemalarında yüzde 60’a yakın oranda Alman filmleri oynatılmakta, Anadolu Ajansı’nda çalışan Musevi vatandaşlar Nazi rüzgarının etkisiyle işlerinden atılmaktaydılar.

90’lı yılların başında komunizm yıkılınca yeni nizamlar, düzenler devreye sokuldu. Bunun ismi Yeni Dünya Düzeni”idi.

Bu proje aslında Amerika Cumhuriyetçilerinin fikir babası Başkan Jaferson’un ütopyasıydı.

Ne diyordu Jaferson:

Amerika Birleşik Devletleri, önce kendisine ait bir kıtaya; sonra kendisine ait bir yarımküreye, sonra da kendisine ait bir gezegene sahip olmalıdır.


Başkanın bu vasiyetinden midir bilinmez, Amerika’da Cumhuriyetçiler ne zaman iktidara gelseler, dünyada birçok bölgede savaşlar, ayaklanmalar, müdahaleler başlıyor. 

Arap şairi Adoni,s Newyork’taki Özgürlük Anıtı’nı şöyle tasvir eder:

Newyork’ta adı özgürlük olan bir kadın
Bir eliyle tarih denen kağıt tomarını tutmakta
Diğer eliyle de ‘dünya’ denilen çocuğu boğmaktadır.


Kimilerine göre küreselleşme ABD’nin dünyayı bir köy haline getirip ona muhtar olma ya da jandarmalığına soyunma hevesinin adıdır.

İyi de! Köy aç ise ve yoksulsa sahibinin kim olduğunun ne önemi var ki?

Şu varsayım konuyu nasıl da çarpıcı hale getirmektedir. Eğer dünya 100 kişilik bir köy olsaydı durum şöyle olacaktı:

Sadece 20 kişi evlerde yaşayacaktı. 30 kişi okuma yazma bilecek geri kalanın okuma yazması olmayacaktı. Sadece 1 kişi üniversite mezunu olacaktı. Sadece 1 kişinin bilgisayarı olacaktı. Bu nüfusun 18’i ölmek üzere iken 18’i de yeni doğmuş olacaktı.


Bu yazımızda mevcut durumu ortaya koymaya çalıştık. Devamında “Ne yapmalıyız?” sorusuna cevap arayıp, bu yangın yerinin kavgaya değip değmeyeceğini irdeleyeceğiz.

Köyünüz havadar, yüreğiniz vefakâr olsun…

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU