Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Toplantıda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Anlaşma'ya ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Daha sonra Komisyon'da yapılan oylamada Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Mekke Anlaşması'nın içeriği
16 maddelik anlaşma metni, tarafların egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumak amacıyla iş birliğini öngörüyor. Metinde, taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılması, savunma sanayii alanında ortak projeler ve istihbarat paylaşımı gibi hükümler yer alıyor.
Mutabık kalınan anlaşmadaki 16 maddenin tam metni şu şekilde:
Madde 1: "Taraflar" birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yaparlar. "Taraflardan" herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, "Taraflar" bu tehdit(ler) veya tehlike(ler)i bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanırlar.
Madde 2:"Taraflardan" herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm "Taraflara" yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. "Taraflardan" birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, "Taraflar" saldırıya uğrayan "Tarafa" birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla "Taraflar", Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar.
Madde 3:"Taraflar", işbu Anlaşma'nın 2'nci Maddesi gereğince savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapar; Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirir ve savunma alanındaki işbirliğini güçlendirmeye yönelik mutabık kalınan faaliyetleri uygular.
Madde 4: "Taraflar" uluslararası güvenlik konularında düzenli olarak istişarelerde bulunurlar. "Taraflar" hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak ve milli güvenliklerine karşı tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek maksadıyla ortak değerlendirmeler temelinde bireysel ve müşterek tedbirler geliştirmek üzere sürekli ve etkili bir şekilde birbirlerine yardım eder ve işbirliği yaparlar.
Madde 5: "Taraflar", bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz etkileyen terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel seviye de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve müşterek çabaları güçlendirirler.
Madde 6: Savaşta ve barışta "Taraflar", savunma yeteneklerini geliştirmek maksadıyla, savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar ile "Tarafların" Silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik, konuşlanma ve faaliyetleri teşvik ederler.
Madde 7: Savunma yeteneklerini güçlendirmek maksadıyla "Taraflar" karşılıklı mutabakat temelinde aşağıdaki alanlarda savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirilmesini, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklerler:
a) Savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi,
b) Uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak Ar-Ge projeleri ile savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi,
c) "Tarafların" topraklarında, herhangi bir "Tarafın" uzmanları vasıtasıyla insan kaynağının yetiştirilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi,
d) Savunma sanayii ile savunma Ar-Ge ve inovasyonu alanlarında uzmanlık ve edinilen derslerin paylaşılması,
e) "Tarafların" karşılıklı mutabakata varacağı diğer işbirliği alanları.
Madde 8: "Çekirdek Taraflar", ortak savunmaya stratejik yön vermek, "Taraflar" arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve işbu Anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak maksadıyla, "Tarafların" Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ni kurar. Komite "Taraflar" arasında dönüşümlü evsahipliğiyle yılda iki defa toplanır. "Tarafların" Liderleri, gerekli görüldüğü takdirde, yılda bir kez toplanabilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", gerekli gördüğü takdirde, alt komiteler kurabilir.
İşbu Anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanmasına yönelik işbirliği alanlarının uygulanması maksadıyla, gerektiğinde "Taraflar" arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla, bu Anlaşmaya diğer
"Tarafların" katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkilidir.
"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ne hizmet vermek üzere, merkezi Suudi Arabistan Krallığı'nda bulunan bir Sekretarya ihdas edilir. Sekretarya, Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdeder. Sekretaryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla bilahare kararlaştırılır.
Sekretaryaya, "Çekirdek Taraflar" arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir süre için görevlendirilen bir Genel Sekreter başkanlık eder. İlk Genel Sekreter Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacaktır.
Bu maddenin hükümleri, "Taraflar" arasında mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmez.
Madde 9: İstihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu doğrultuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla "Taraflar", bilgi güvenliği verilerin korunması ve gizliliğe riayet ederek, karşılıklı mutabakata varılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımında bulunacaktır.
Madde 10: "Taraflar", lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak, barışta, savaşta ve diğer olağanüstü durumlarda, silah mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere birbirlerine lojistik destek sağlar.
Madde 11: Uluslararası hukuk ve "Tarafların" ilgili iç hukukları saklı kalmak kaydıyla, "Taraflar", bu Anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasında işbu Anlaşmayı hukuki dayanak olarak kabul edecek ve ihtiyaç halinde ilave yasal düzenlemeler önerecektir.
Madde 12: İşbu Anlaşma, "Tarafların" daha önce akdetmiş oldukları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine halel getirmez.
Madde 13: "Taraflar", işbu Anlaşma kapsamında elde edecekleri gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin mahremiyetine riayet ederler ve milli mevzuatlara saygı gösterirler.
Gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, "Taraflar" dışındaki bir devlet, şirket ya da kişiyle paylaşılmaz.
Gizlilik dereceli bilgi ve belgelere erişimin "bilmesi gereken" prensibiyle ve sadece uygun seviyede güvenlik yetkisine sahip kişilere sağlanması temin edilir.
Madde 14: İşbu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından doğacak herhangi bir anlaşmazlık, "Taraflar" arasında istişareler ve görüşmeler vasıtasıyla dostane bir şekilde çözülür.
Madde 15: İşbu Anlaşma "çekirdek Taraflar" arasında istişareler ve oybirliğiyle tadil edilebilir.
Madde 16: İşbu Anlaşma, her bir "Tarafın" tabi olduğu usuller uyarınca onaylanacak ve son onay belgesinin "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi" Sekretaryasına tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.
Komisyonda neler yaşandı?
Komisyon, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Oktay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkaslar, Balkanlar ve Kuzey Afrika'daki hassasiyetlerin bölgesel güvenliği doğrudan etkilediğini söyledi. Görüşülecek Anlaşma'nın bölgesel sahiplenme iradesi ve coğrafyada caydırıcılığı artırarak barışı tahkim etme kararlılığının somut ve son derece önemli bir adımını oluşturduğunu belirten Oktay, Mekke Anlaşması ile Orta Doğu'da kolektif bir caydırıcılık kalkanı inşa edilmesinin kayda değer bir gelişme olduğunu ifade etti.
Dün Tahran'da yapılan görüşmelerin kıymetli olduğunu vurgulayan Oktay, "Ülkemizin imzaladığı ve taraf olduğu anlaşmalar, bir saldırı, yayılmacılık ya da üçüncü ülkelere karşı bir bloklaşma ittifakı değildir. Tam aksine ülkemiz, caydırıcılığı artıracak, coğrafyamızı tahkim edecek, barışı ve istikrarı hedefleyen savunma anlaşmalarının tarafıdır. Bu bağlamda, Mekke Anlaşması'nın dışlayıcı bir güvenlik mimarisi önermemesi ve bölgesel barış ve istikrar vizyonunu paylaşan diğer aktörlerin katılımına imkan tanıması bağlamında kıymetlidir." değerlendirmelerinde bulundu.
Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, Anlaşma'nın genişleme sürecinin, kontrolsüz bir mekanizmaya izin vermemesinin önemine işaret ederek, "İttifakın büyümesi ve yeni üyelerin kabulü, çekirdek tarafların ve dolayısıyla ülkemizin onayına, rızasına ve stratejik filtresine tabi olması doğal olarak büyük ehemmiyet taşımaktadır." dedi.
Anlaşma kapsamında caydırıcılık en üst düzeyde tesis edilirken, taraf ülkelerin egemenlik haklarına, uluslararası yükümlülüklerine ve anayasal süreçlerine de mutlak bir saygı gösterildiğine dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:
Kolektif savunma hükümlerinin kendiliğinden ve mekanik bir şekilde işlemesinden ziyade atılacak her adımın, tarafların kendi anayasal yükümlülükleri, milli mevzuatları ve yetkili makamlarının tasarrufları çerçevesinde yürürlüğe girmesi esasının benimsendiği görülmektedir. Bu doğrultuda, en üst düzeyde istişare mekanizmalarının işletilmesi ve ortak mutabakatın aranması önemli bir husustur. Bu ittifak mimarisinin 3 ana sacayağı üzerinde yükseldiği ifade edilebilir: müşterek savunma, terörizmle kararlı mücadele ve savunma sanayisinde yerli imkanların geliştirilmesi. Bu başlıkların her biri hem ülkemiz hem de coğrafyamızın geleceği için hayati ehemmiyete haizdir. Esasen Mekke Anlaşması'na, izole tek bir metin olarak da bakmamak gerekir.
Oktay'ın konuşmasının ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'nın TBMM Milli Savunma Komisyonunda da görüşülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Oktay, ilgili komisyona çalışma yapmaları ve bir rapor sunmalarına ilişkin yazı yazdıklarını ancak kendilerine "herhangi bir çalışma ve raporlama yapılmayacağının" bildirildiğini aktardı. Komisyonda daha sonra, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
Levent Gümrükçü: Mekke İttifakı, NATO ve Avrupa güvenliğini tamamlayıcı bir nitelikte
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, "Mekke Anlaşması, 3 ülke arasındaki özel dostluk ilişkilerinin bir uzantısı olmanın yanı sıra bölgemizde ihtiyacı giderek daha fazla hissedilen bölgesel sahiplenme anlayışının da somut bir üründür." dedi. TBMM Dışişleri Komisyonunda, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor. Gümrükçü, komisyona yaptığı sunumda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın her şeyden önce Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki köklü tarihsel ilişkilerin bir uzantısını teşkil ettiğini vurguladı.
Anlaşma'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud ile Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından Mekke'de 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığını anımsatan Gümrükçü, Anlaşma'nın iç onay süreçlerinin Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından tamamlandığını ve bu yönde gerekli resmi bildirimde bulunulduğunu ifade etti.
"Mekke Anlaşması, 3 ülke arasındaki özel dostluk ilişkilerinin bir uzantısı olmanın yanı sıra bölgemizde ihtiyacı giderek daha fazla hissedilen bölgesel sahiplenme anlayışının da somut bir üründür." ifadesini kullanan Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü:
Nitekim bölgemizdeki sorunların daha da çetrefil bir hale geldiği günümüzde, Anlaşma'nın tarafı 3 ülke, bu sorunlara dışarıdan çözüm bulunmasını beklemek yerine kendileri sorumluluk üstlenerek, işbirliği ve kolektif savunma anlayışına dayalı bir bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımını atmış ve bu yönde oluşturulacak kurumsal yapının hukuki zeminini ortaya koymuştur.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile zemini oluşturulan bu yapının, sadece taraf 3 ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkı sağlaması, karşılıklı güven temelinde diyalog ve işbirliğini güçlendirerek, bölgede kalıcı ve öngörülebilir istikrar ortamı yaratması, esasen büyük bir potansiyele sahip olmakla birlikte on yıllardır devam eden çeşitli kriz ve ihtilaflar nedeniyle bu potansiyelini hayata geçirememiş olan bölgede, bizzat bölge ülkelerinin kendi sorumluluğu ve sahipliğinde bir barış, istikrar ve refah vizyonu ortaya koymasının hedeflendiğini belirten Gümrükçü, şöyle devam etti:
Tamamen savunma odaklı olan Mekke Anlaşması herhangi bir ülkeyi hedef almamaktadır. Bölgesel barış ve güvenliğin sağlanması hedefini gözeten ve devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı, meşru müdafaa hariç güç kullanmama, ihtilafların barışçıl yoldan çözülmesi ve içişlerine müdahale etmeme ilkeleri başta olmak üzere, uluslararası hukuka saygı gösteren tüm bölge ülkelerinin katılımına açıktır. Bu haliyle Anlaşma, bölgede herhangi bir kamplaşmayı değil bütünleşmeyi öngörmekte, ayrıştırıcı değil kapsayıcı bir vizyon içermektedir.
"Üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmekte"
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Gümrükçü, Anlaşma ile kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesi, uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunulması, silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin, karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlarla artırılmasının planlandığını belirtti. Anlaşma ile ayrıca savunma sanayisinde, ortak üretim ve teknoloji paylaşımı dahil işbirliğinin desteklenmesi, terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi ve tarafların birbirlerine Anlaşma hükümlerinin uygulanması kapsamında lojistik destek sağlamasının öngörüldüğünü vurgulayan Gümrükçü, Anlaşma'nın Türkiye'nin diğer ittifaklarından veya anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını veya bunların yerine geçmediğinin de altını çizdi.
Gümrükçü, şunları kaydetti:
Nitekim Anlaşma'da da bu yönde açık bir hüküm bulunmaktadır. Aksine güvenliğin bölünmezliği ilkesi doğrultusunda ve bu çerçevede özellikle de Avrupa-Atlantik coğrafyası ile Orta Doğu bölgesi arasında güvenlik alanındaki karşılıklı etkileşim ışığında, Mekke İttifakı'nın, geniş Orta Doğu bölgesindeki güvenlik ve istikrara yapacağı katkılarla, başta NATO olmak üzere Avrupa güvenliğine dair üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmektedir. Bu düşüncelerle, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nı Komisyonumuzun ve yüce Meclisimizin onayına sunuyoruz.
AA, ANKA