TBMM'de Yeni Yol Partisi grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Davutoğlu, Kadir Gecesi’nin bin aydan daha hayırlı olduğunu belirterek son yılların en gergin günlerinin yaşandığını ifade etti. Ülkenin her bir köşesinde iftar ve sahurlara katıldığını kaydeden Davutoğlu, Çorum’da simit ile sahur yapmaya çalışan gençlerini gördüğünü söyleyerek şöyle devam etti:
O an lüks sofralarda sahur yapan iktidar sahiplerini düşündüm. Bu ramazan ayı bir arınma ayı olmalıydı. 19 Mart operasyonuyla arınmanın işareti verilebilmeliydi. Gerçekten yolsuzluklarla mücadele söz konusuysa bütün yolsuzlukların detayları ortaya konmalı, ramazan ayı arınma ayı olarak seferberlik ayı ilan edilmeliydi.
Düşününüz ki Hakk’a yürümüş bir hanımefendi Tenzile teyze bir kalabalık tarafından en ağır hakaretlerle hakarete uğruyor, diğer taraftan eşi hapse girmiş acılı bir eş Dilek Hanım geçmişte siyaset yapmakla övünen kelli felli adamlar tarafından sosyal medyada lince tabi tutuluyor. Eğer bir ülkede hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun kadına ve anneye saygı kalmamışsa o ülkede büyük bir ahlaki çöküş var demektir. Tenzile teyzemize Allah’tan rahmet diliyoruz, ona uzanan dilleri de kınıyoruz. Dilek Hanım eşini hapse göndermiş biri olarak en kısa zamanda eşinize kavuşursunuz temennisinde bulunuyorum.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Davutoğlu, Meclis kürsüsünde çocuk kundağı ve kefen kaldırdı
Din nutuk atmak için değildir. Dini idrak edeceksiniz Allah’ın ikra emrini idrak edeceksiniz. Çok ciddi bir bilinç sorunuyla karşı karşıyayız. Peki nedir hayat? İkra diye Rabbimizin bize bir bilinç yansıttığı hayat nedir? Hayat iki ve arasındaki yolculuktur. Bir beyaz bu (çocuk kundağını göstererek). Doğduğumuzda bu beyaza sararlar bizi. Validemizin eline masum bir canlı olarak, günahı olmayan hiçbir kirliliğe bulaşmamış bir beyaz ile sağ kulağımıza ezan, sol kulağımıza sela okunur. Sonra uzun bir yolculuk gibi gelen aslında son ana yaklaştığınızda kısa bir rüya gibi gelen hayattan sonra Hz. Azrail gelir. Vuslat vakti der. Bir başka beyaza sararlar bizi kefen beyazına. Hayat bu iki beyaz arasındaki yolculuktan küçük ince uzun bir yolculuktan ibaret. O yüzden tasavvuf ehli der ki, 'Düştük ana rahminden pazara, bir kefen olduk döndük mezara'. Bunu unutanlar siyaset yapsalar da, ilim yapsalar da ahlakı kaybederler.
''19 Mart'ta başlattığınız operasyonu kendinize de yapmaya hazır mısınız?''
Bugün bizim aramızda ideolojik fark, etnisite farkı mezhep ve meşrep farkı yok. Bizim aramızdaki temel fark şu iki beyazı unutup aradaki o farklı renklerdeki kıyafetlerin cazibesiyle ahlaktan kopanlar ve her attığı adımla bu iki beyazı hatırlayarak ahlakı yaşayanlar, ahlaklılar ve ahlaksızlar.
Güç sahiplerine sesleniyorum. Oturdukları makamlarda koltuklarına yaslanmış, kibirle etrafa bakan güç sahiplerine sesleniyorum. 19 Mart‘ta başlattığınız operasyonu kendinize de yapmaya hazır mısınız? Sayın cumhurbaşkanının dün üniversite gençlerine yaptığı konuşmayı dikkatle dinledim. Çünkü Saraçhane‘deki gençlere ağır ithamlarda bulunurken zihnindeki gençleri de anlattı. Cumhurbaşkanı, 'Hırsızların, sahtekarların, çetelerin, marjinal yapıların arkasına saklanarak belediyelerin ve kamu kaynaklarını pervasızca sömürmelerine kast edildiği demokrasi anlayışına karşıyız' dedi. Şöyle düşündüm bir an, 'Ayna var bir baksana'. Eğer hırsızlık varsa, eğer çeteler varsa, yenidoğan çetesine baksın, sokakları kaplayan çetelere baksın, hırsızlıklar varsa geçen hafta vurguladığım şekilde kendi bakanlığı dezenfektan satanlara baksın. Rıza Zarrab ile iş birliği yapıp servetini servet katmışlarsa baksın. Yurt dışında serveti olan siyasetçilere baksın. Makamlarında oturup attıkları bir imzayla kimilerini zelil, kimilerini güçlü eyleyenlere baksın. Özetle aynaya baksın aynaya. Sayın Cumhurbaşkanı’na tavsiyem, bugün Kadir Gecesi ne olur aynaya bakın. Dün üniversite öğrencilerinin yaptığınız konuşmayı elinize alın ve aynaya bakın. Kapkara yolsuzluklara bulaşmış yakın çevrenizden arındırın bu ülkeyi. Eğer arınma olacaksa, arınma baştan başlayacak. Arınma nefisten başlayacak.
Davutoğlu, öğrencilere seslenerek 'kaosa yönelmeyin' çağrısı yaptı
O hitap ettiğin gençler varsa 23 sene içinde şu beyaz kundakta gençler. Sizin iktidarınız döneminde doğan gençler. Aynaya bakın ve bir sorun, 'Biz ne yaptık da bizim iktidarımızda gençler bu hale geldi' diye sorun. Soruyor musunuz? Hayır. Hep suçlu başkaları, hep güçlü olan sizlersiniz. Buradan ahlak çıkmaz. Gençlere seslenmek istiyorum. Her yanı sarmış yasaklara, yolsuzluklara haklarının yendiği mülakatlara, giderlerse gitsinler diyen hoyrat bir sese, adaletsizliğe, umutsuzluğa karşı seslerini yükselten aziz gençler, siz bu ülkenin geleceğisiniz. İdeolojileriniz ne olursa olsun, hangi siyasi partiye destek vermiş olursanız olun, hangi sayı ile bu meydanlara çıkmış olursanız olun siz bu ülkenin aziz evlatlarısınız ve en büyük sermayesisiniz. Birincisi asla kutuplaşmayın. Sakın oyuna gelmeyin. Enerjinizi birbirinize karşı değil enerjinizi otoriterleşen sisteme karşı kullanın. İkinci tavsiyem bazı marjinal grupların etkisiyle yanlış yöntemlere başvurmayın. Asla hakarete ve kaosa yönelmeyin. Biz bu isyanı anlıyoruz. Aziz milletime seslenmek istiyorum. Türkiye yolsuzluklar endeksinde ben başbakanlıktan ayrıldığımdan bu yana 52’nci sıradan 152’nci sıraya düştü. 100 sıra geriledi. Ey halkım size tek bir sözümüz var. Şu iki beyazı hiçbir zaman unutmadan siyaset yapacağız. Tertemiz bir siyaset sözü veriyoruz size. Yolsuzluk yapanın siyasi kimliğine bakmaksızın üzerine gideceğiz. Görevde olduğum süre içerisinde Allah şahittir hiçbir resmi evrakı abdestim olmadan imzalamamaya özen gösterdim. Başbakan olduğunuz önünüze gelen evraka imza atarsınız. Rabbim derdim ben bilmeden yanlış bir şeye imza atacak olursam parmağımı tut, elimi tut, beni kul hakkına sokmayacak şekilde devlet yönetmeye muktedir kıl ya Rabbi.
''19 Mart’tan bu yana bu operasyonu savunan tek bir AK Partili çıktı mı?''
Üç kritik eşik var demiştim. Birisi 23 Şubat AK Parti Kongresi, 21 Mart Nevruz, 23 Mart CHP’nin ön seçimi. 19 Mart operasyonu yapıldı. Biz tavrımızı koyduk. Her türlü yolsuzluğa karşıyız. Bu bir siyaset mühendisliğidir. Samimi olsalardı bu kadar delili biriktirip de 23 Mart’ın hemen öncesinde devreye sokmazlardı. Yeni bir ufuk çizecekleri kongreleri ahlaksız milletvekili transferleri ile kirlettiler. Gidene de yazıklar olsun kabul edene de yazık olsun. Bir tek adam yönetti tek bir kişi. Parti onunla özdeşleşti, devlette parti ile özdeşleşti. Mesela AK Parti meselesi olsaydı bizi ilgilendirmezdi. Ama parti bir kişiyle, devlete parti ile özdeşleştirilirse kişinin krizi devletin krizi haline gelir. 19 Mart’tan bu yana bu operasyonu savunan tek bir AK Partili çıktı mı? Çünkü yanlış olduğunu onlar da biliyor. İktidar vicdanını kaybetti onu anladım da...Biz bu iktidarda bulunduk yıllarca. Vicdanını kaybetmeyi anlarsınız da akıllarını da kaybetmişler. AK Parti kulislerinin tek bir sorusu var. Erdoğan’dan sonra ne olacak? Bütün siyaset, bütün iktisat, bütün yığınak, bütün hukuk buraya odaklanmış. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kişiyle baki değildir, bir kişiyle bekası son bulacak değildir.
''Belki de gerçekten Beştepe’de oturan bazı mahfiller size de tuzak kuruyorlardır''
Nereye kadar tasfiye edeceksiniz rakiplerinizi? Sizin probleminiz rakiplerinizi tasfiye etmeniz değil kendi içinizdeki en yakın arkadaşlarınızı siyasi ahlak yasası dolayısıyla tasfiye etmiş olmanızdır sizin probleminiz. Ne oldu bütün bu siyasi operasyonun sonucu? 21 Mart unutuldu. 21 Mart Diyarbakır Nevruz’da silahların bırakılması, örgütün tasfiye edilmesi konuşulacaktı. 21 Mart sıradan bir Nevruz olarak geçti. Hem o süreci unutup otokrasiye geçeceksiniz hem de sokaklarda yeni Gezi olayları üzerinden kendinizi konsolide edeceksiniz. Bu iktidar sahiplerine sesleniyorum. Bu siyaset, siyaset değil. Bu gittiğiniz yol, yol değil. Bu sizin hem aklınızın hem de vicdanınızı kaybettiğinizi gösterir. Ha şunu da düşünün belki de gerçekten Beştepe’de oturan bazı mahfiller size de tuzak kuruyorlardır. AK Parti Genel Merkezi’nde oturan isimleri tek sayarsam şimdi yanlış anlarlar.''
ANKA