Alzheimer hastalığında tanıdan tedaviye en yeni araştırmalar: Alzheimer aşıları ve yeni tedavi seçenekleri neler?

Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner ve Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık Alzheimer aşılarından yeni tedavi seçeneklerine tüm gelişmeleri Independent Türkçe'ye anlattı

Pandemi döneminde hastaneye gitme sıklığı azaldığı için Alzheimer hastalığı teşhisi alanları daha sık duymaya başladık. Bu artışla beraber Alzheimer üzerine yapılan çalışmalar da umut vadediyor. 

Alzheimer, yaygın görülen bir demans türü olup yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.  

Alzheimer hastalığı hakkında pek çok bilinmeyen var.  Alzheimer hastalığına yakalanma riski yaşla birlikte artar, ancak yaşlanmanın doğal bir parçası değil.

Zamanla ciddi hafıza kaybı yaratan Alzheimer hastalığı, sağlıklı kararlar vermek ve basit günlük aktiviteleri gerçekleştirmek de dahil olmak üzere, sonunda kişinin tüm yaşamını etkileyecek şekilde ilerler.

Her unutkanlığın Alzheimer olmadığını vurgulayan Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner ve Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık Alzheimer aşılarından yeni tedavi seçeneklerine tüm gelişmeleri Independent Türkçe'ye anlattı.
 


"Yaşlanma ile gelen bir hafıza azalmasını Alzheimer hastalığıyla karıştırmayın"

Her unutkanlığın Alzheimer olmadığına dikkat çeken Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner, "Demans, kişide olan biliş bozukluklarına yani hafıza, konuşma ve görme gibi alanlarda olan bozuklukların kişinin yaşamına etki etmesi durumuna diyoruz. Alzheimer, en sık rastlanan demans türü ama başka demans türleri de var. Klinikte hasta bir nöroloğa ya da aile hekimine gittiği zaman tanı koymak için en önemli nokta, hasta ile konuşmak ve hastanın yakınları ile konuşmak. Tipik olarak Alzheimer hastalığı, yavaş yavaş başlayan ve ilerleme gösteren biliş bozuklukları ile kendini gösteriyor" diye konuştu. 

En sık rastlanan türün, hafıza bozukluğu ile olduğunu belirten Prof. Dr. Taner, "Hasta, anahtarlarını kaybediyor, gözlüklerini nereye koyduğunu unutuyor, kelimeleri unutabiliyor ama bir de yaşlanma ile gelen bir hafıza azalması oluyor, Alzheimer hastalığını onunla karıştırmamak gerekiyor.  Hani gerekmediği takdirde boş yere de telaşa düşmemek lazım. Alzheimer hastalığında   hafif başlayan bozukluklar ilerleme gösteriyor, yani zaman içinde hasta ilacını almayı unutabiliyor, faturalarını yatırmayı unutabiliyor, araba sürerken yolunu kaybedebiliyor.  Yakınlarından bu bilgileri almanın yanı sıra bir de hastalara bilişlerinin nasıl olduğunu öğrenebilmek için, kağıt kalemle bir test yapmak gerekiyor" dedi.
 

Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner.jpg
Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner

 

"Beyin omurilik sıvısına zor vakalarda bakılıyor"

Ağır depresyonun biliş bozukluğuna, hafıza ve başka tür bozukluklara neden olabildiğine dikkat çeken Taner, "Onun için kişilerin ruh durumunu da çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Tanıya daha açıklık getirebilmek için hastanın belinden beyin omurilik sıvısı alıp Alzheimer proteinleri ölçülebiliyor. Ama bu tür bir tanı yöntemini ancak şüphede kaldığımızda ve bildiğimiz gibi seyretmeyen durumlarda kullanmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.   

Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner, sözlerine şöyle açıklık getirdi:

Yani 75 yaşındaki bir hasta bize geliyor, hafıza bozukluğu ile başlamış, ilerleme göstermiş, beyin tomografisinde bir problem yok. Kanında fazla bir problem yok ve kağıt kalemle yapılan testlerde Alzheimer'a benziyor. Böyle bir hastada beyin omurilik sıvısı almamıza gerek yok. Ancak diyelim ki, 40 yaşında bir hasta geldi, hastada ağır bir hafıza bozukluğu var ve çok hızla ilerliyor. Biz bunun ne olduğunu anlayamıyoruz. Bilgisayarlı tomografi (BT) çektik, kanda baktık yine de bir sonuca varamadık. Böyle bir hastada beyin omurilik sıvısı alıp hem Alzheimer hem de başka bir probleme bakılması gerekiyor. Pozitron emisyon tomografisi (PET) görüntüleme yöntemleriyle beyindeki Alzheimer proteinlerini görüntüleyebiliyoruz.


"Hastalar henüz daha bulgu ve belirtileri gelişmeden çok erken dönemde bile tanı alabilecek duruma geliyor"

Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık, tanı konmasında ilerleme kaydedildiğine dikkati çekerek, "Böylece hastalar henüz daha bulgu ve belirtileri gelişmeden çok erken dönemde bile tanı alabilecek duruma geliyor. Bu yeni tanı yöntemlerine biyobelirteç adı verildi. Bu biyobelirteçler, hastalığa neden olduğunu bildiğiniz bazı mekanizmaların ürünleri olan maddelerin, moleküllerin görüntülenebilmesi ya da vücut sıvılarından elde edilmesi esasına dayanıyor" dedi.

Prof. Dr. Demet Özbabalık, "Bugün çok kullandığımız elde edilen vücut sıvısı, beyin omurilik sıvısı yani belden alınan sıvı. Ancak çok yakında kandan alınan örnekler içinde de bu biyobelirteçlerin varlığını saklayabileceğimizi biliyoruz. Görüntüleme yöntemleri de gene biraz pahalı olmakla beraber, bazı merkezlerde tanı koymak açısından önemli bir yöntem olarak kullanılmaya devam ediyor.  Bu yeni tanı yöntemlerinin bize geçireceği en önemli avantaj, hastalığı erken dönemde yakalamak. Böylece erken dönemde koruyucu yöntemleri ve kullanıyorsa da erken dönem tedavileri hastaya uygulayabilir bir duruma gelmek" ifadelerini kullandı.    
 

Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık.jpg
Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık

 

"Alzheimer hastalarının hastaneye yatma oranları 4 kat daha fazla"

Kovid-19 döneminin özellikle Alzheimer hastaları için zor bir önemli olduğunu vurgulayan Özbabalık, "Bunun çok fark nedenleri var. Nedenlerini sosyal ve tıbbi olmak üzere ikiye ayırarak inceleyebiliriz. Sosyal nedenlerin başında sevdiklerinden uzak kalmaları, onlara ulaşamamaları, sosyal iletişim ağlarını kullanamamaları ve düzenli egzersiz yapamadıkları dönemler olarak sıralanabilir. Bu onlarda stres yarattı ve hastalıklarının ciddiyetini de arttırdı. Hekime ulaşma imkanları son derece zor oldu. İlaçlarını ne kadar düzenli kullandıkları, belirsiz olarak kaldı. Kovid-19 dönemini ve takılan maskeleri algılamak son derece zor bir dönem olarak tanımlandı" diye belirtti.

Bir diğer neden olarak da Prof. Dr. Özbabalık, Kovid-19 döneminde özellikle Alzheimer ve demans hastalığa yakalanma olasılıklarını diğer sağlıklı yaşlara göre daha fazla olduğunun fark edilmesi olduğunu dile getirdi:

Bununla ilgili yapılan çalışmalarda, bazı varsayımlar öne sürüldü. Ancak, bunlarla ilgili en doğru varsayım şu olabilir: Kovid-19'un hastaneye yatırılması ve Kovid-19'dan ölümle ilgili risk faktörleri aynı zamanda Alzheimer hastalığındaki risk faktörleriyle birbirine benziyordu. Yani Alzheimer hastalığı ile ilgili risk faktörlerini sayarken, ileri yaş, kadın olma, hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara içme ve alkol diyoruz.  

Kovid-19 risk faktörlerinde de hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı gibi hastalarda çok daha fazla hasar yarattı. Alzheimer hastalarının hastaneye yatma oranları 4 kat daha fazla olduğunu, ölüm oranlarının ise 2-3 kat daha fazla olduğu artık son araştırmalarda bir şekilde topluma aktarılabilecek bir sayıya ulaştı. Bugün yapılan çalışmalarda hastalığa yakalanan kişilerde özellikle Alzheimer hastalığı, zaten var olan bazı maddelerin artışına ait ipuçlarına rastlandığını ilişkin bulgular var. Ancak bunları kesin olarak söylemek için henüz daha zamanımız var.


"Şu anda kullandığımız 4 tip ilaç var"

Kullanılan ilaçların hiçbirisinin Alzheimer'ın kesin çaresi olmadığını söyleyen Özbabalık, "Ancak hastalarımıza verdiğimiz ilaçlar kısmi olumlu etkileri olan ilaçlar. En azından hastayı yakaladığımız evredeki durumunu biraz düzeltecek ve kötüleşmesine engellediğini düşündüğümüz ilaçlar olarak biliniyor. Şu anda kullandığımız 4 tip ilaç var. Bunlar iki gruba ayrılıyor. Bunlar zaman zaman tek başlarına zaman zaman kombine olarak kullanılabilen ilaçlar" dedi. 


"Ev koşullarının mutlaka hastaya uygun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor"

Alzheimer hastalığında rehabilitasyonun diğer bir parçasının, hasta için olumsuzluk olabilecek koşulların ortadan kaldırması olduğunu anlatan Özbabalık, "Bunların başında ev koşulları gelir. Ev koşullarının mutlaka hastaya uygun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü, Alzheimer hastalarında ölüm nedenleri genellikle düşmeler sonuncu kol ve bacaklardaki kırılmalar, bunlara bağlı ameliyatlar ve enfeksiyonlardır. Bu nedenle ev koşulları hastalığın düşmeyeceği ve zarar görmeyeceği koşullara ayarlanmalıdır. Örneğin eşikler, halılar, banyo ve tuvaletteki kaygan zeminler hastaya göre mutlaka ayarlanmalı. Bu şekilde hastanın en azından yaşam koşulları, hastalığına uygun olarak düzenlenmeli" şeklinde konuştu. 


"Alzheimerda bozulmuş olan yollardan bir tanesinin, miyelin olduğunu gördük"

Alzheimer'ın mekanizması üzerine farklı araştırmalar yapan Mayo Clinic'ten Prof. Dr. Nilüfer Ertekin Taner, yaptığı araştırmalarla ilgili şu bilgileri verdi:

Yakın takip yaptığımız hastalarımız var. Bunlar bize araştırma yapabilmek için kan örnekleri veriyorlar. Bir de ayrıca benim çalıştığım Mayo Clinic Florida'da büyük bir beyin bankası var.  Bu beyin bankasına hastalar beyinlerini başlıyorlar. Biz bu genetik yapı taşlarının bazılarını beyindeki moleküler düzeylerde değişmelere yol açtığını gördük. Bozulmuş olan yollardan bir tanesinin, miyelin olduğunu gördük.

Sinir hücresini bir elektrik kablosu gibi düşünürsek, bu elektrik kablosunun etrafında bir kılıf var. Bu kılıf beyindeki elektriğin hızla ilerlemesi için çok önemli. Bizim çalışmalarımız, kılıfı ayakta tutan moleküllerin Alzheimer hastalığında bozulduğunu tespit ettik. Bu çok yeni tedavi yöntemlerine yol açabilen bir buluş. Bu buluşu bundan birkaç sene önce Alzheimer and Dementia Dergisi'nde yayınladık ve daha sonra başka ekiplerde bu buluşumuzun doğruluğunu gösterdiler. Dolayısıyla bu bize yeni tedavi yöntemlerinin yolunu açtı.


"Hastalığı belirtiler görülmeden tedavi edebilirsek, o zaman durdurabilme şansınız daha yüksek"

Alzheimer'ın tanısının aslında zor olduğuna dikkati çeken Taner, "Özellikle tipik olmayan Alzheimer hastalığı yüzünden zor, her kişi kendi nedenleriyle Alzheimer oluyor. Ayşe Hanım ile Ahmet Bey,  bize geldiği zaman her ikisine de Alzheimer teşhis koyabiliriz ama Ayşe Hanım ile Ahmet Bey'in Alzheimer olma nedenleri büyük olasılıkla birbiriyle tam olarak örtüşmez. Bunu yaptığımız geniş çaplı çalışmalardan biliyoruz.  İleride Alzheimer için değişik ilaçlar geliştirilmesi gerekiyor. Her kişide hangi mekanizmanın bozuk olduğuna karşılık veren tedavi yöntemlerin geliştirilmesi gerekiyor. Hastalarımız bize geldiğinde Ayşe Hanım'a diyelim ki, o sinir kılıfı, beynin immün sistemi ve beyindeki proteini düzeltmek için ilaç verebiliriz. Ahmet Bey'e ise, belki beynin enerji sistemi için bir ilaç verebiliriz. Bu ilerisinde nasıl tedavi edeceğimizi tahmin etmek üzerine gösterdiğim bir örnek. Ama erken tanının önemi şurada yer alıyor, hastalığı belirtiler görülmeden tedavi edebilirsek, o zaman durdurabilme şansınız daha yüksek. Dolayısıyla laboratuvarımda, aynı zamanda erken tanı yöntemleri de geliştiriyoruz. Yeni çalışmamız ise, kanda gen düzeylerinin ölçülmesiyle ilgili, bu çalışmada önümüzdeki aylarda yayınlanacak ve yepyeni tanı yöntemlerine yol açacak" şeklinde bilgi verdi. 


"Bu ilaçla beraber aynı zamanda hastalıktaki tedavi amaçlı kullanılabilecek yeni bir mekanizma da ispatlanmış oldu"

Son dönemde en çok merak edilen konular arasında yerini alan Alzheimer aşıları hakkında Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Demet Özbabalık, şunları anlattı:

Uzun yıllardır hastalığa yönelik herhangi bilgi ve tedaviye yoktu.  Bu ilaçla beraber aynı zamanda hastalıktaki tedavi amaçlı kullanılabilecek yeni bir mekanizma da ispatlanmış oldu. Bu mekanizma hastanın erken dönemde yakalandığı takdirde, bağışıklık sistemini aktive ederek hastalığa neden olduğunu düşündüğümüz bazı kötü maddelerin beyinden temizlenmesi ve uzaklaştırılması esasına dayanıyor.  Araştırmacılar, bu mekanizmayı ikiye ayırarak çalıştı. Aktif bağışıklık ve pasif bağışıklık sistemini aktive etmek. Bu mekanizmaya Aktif immunizasyon veya pasif immunizasyon da diyoruz. Aktif immunizasyon ile dışarıdan verdiğimiz bir ilaçla oradaki kötü maddeleri temizlemeyi amaçlıyoruz. Ancak pasif immunizasyonda kişinin kendi bağışıklık sistemini bu maddeleri temizlemek adına aktive ediyoruz ve böylece hastanın erken dönemdeki tedavisi mümkün oluyor.

Aktif immunizasyonla ilgili ilk örneğin ABD'nin onayından geçen ilaç olduğunu aktaran Prof. Dr. Demet Özbabalık, "Aynı zamanda peşinden gelecek 4 ilacın da habercisi oldu. Pasif immunizasyonla ilgili henüz daha söylenen bir ilaç yok ama 9 tane aşı çalışması oldukça hızla devam ediyor. Bu şunu gösteriyor: Artık önümüzdeki dönem Alzheimer hastalığı ile ilgili biraz daha farklı tedavi edici umutların arttığı bir dönem olacak. Bu nedenle erken tanı yöntemlerinin son derece önemli yaklaşımlar olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde sözlerini sonlandırdı.

 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU