Politico'dan seçim analizi: "Avrupalı liderler Erdoğan'ı özleyebilir"

"Giderek otoriterleşen Erdoğan iktidarı, AB'nin Türkiye'nin bloğa katılıp katılmayacağıyla ilgili sorulardan kaçınmasına izin veriyordu"

Türkiye, Avrupa Birliği'ne tam üyelik için müzakerelere 2005 yılında başladı (Reuters)

ABD merkezli haftalık siyasi dergi Politico, Türkiye'de yapılacak 14 Mayıs seçimlerini bu haftaki kapağına taşıdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir illüstrasyonun yer aldığı kapakta, "AB liderleri Erdoğan'ı neden seviyor" ifadeleri kullanılıyor.

Politico'da Suzanne Lynch imzasıyla yayımlanan seçim yazısında, Batılı liderlerin Erdoğan'ı sevmemek için birçok nedeni olduğu belirtilirken, Türkiye'de gazetecilerin ve muhalif siyasetçilerin cezaevine konulması, Rusya'yla kurulan yakın ilişkiler, NATO genişlemesinin engellenmesi gibi olaylar bu nedenler arasında sıralandı.

Yazıda tüm bunlara karşı Avrupalı liderlerin Erdoğan'ı özlemek için önemli bir sebebi olduğu vurgulanırken, "Son yıllarda giderek otoriterleşen Erdoğan iktidarı, AB'nin Türkiye'nin bloğa katılıp katılmayacağıyla ilgili sorulardan kaçınmasına izin veriyordu" dendi.

Yazıda, "Birçok Avrupalı politikacı için, Erdoğan kullanışlı bir siyasi karşıttı. Avrupa Birliği'ne, Ankara'nın üyeliğiyle ilgili ciddi tartışmaları meşru şekilde gözardı etme fırsatı tanıyordu. Siyasi rakiplerini hapsetme ve hukukun üstünlüğüne karşı söylemler gibi davranışlar, Avrupa Birliği'ne üyelik konusundan kaçınmak için siyasi örtü sunuyordu. Rejimdeki değişiklik bu dinamiği de etkileyebilir" ifadeleri kullanıldı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Birleşik Krallık merkezli Chatham House'dan Galip Dalay, Politico'ya yaptığı açıklamada, "AB içindeki bazıları için, komşuda otoriter bir lider olması ve Türkiye'yle daha çıkarlara dayalı bir ilişki kurulması, AB üyeliği konusunu ciddi şekilde müzakere etmekten daha iyi olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Politico'nun analizinde Türkiye'deki olası bir iktidar değişikliğinin Ankara'yla Batı arasındaki ilişkilere yeni bir soluk getireceği belirtilirken, Kemal Kılıçdaroğlu'nun AB üyelik sürecini yeniden başlatma hedefine de değinildi.

Yazıda ilişkilerde daha iyi atmosfer oluşabileceği ifade edilirken, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde Erdoğan otoriterleşmeden önce de belirli sorunların olduğuna dikkat çekildi. 

Analizde ayrıca, Kıbrıs meselesi ve Türkiye'nin görece yoksul kalabalık nüfusunun bu sorunlardan bazıları olduğu ve çok fazla dile getirilmese de bazı ülkelerin Türkiye gibi nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeyi bloğa dahil etmek konusunda tereddütlü olduğu yorumu yapıldı.

Washington Post: Türkiye'de seçimler adil ve özgür mü?

ABD merkezli Washington Post gazetesiyse, Türkiye'deki seçimlerin nasıl yapıldığına ilişkin bir haber yayımladı.

Claire Parker imzasıyla yayımlanan haberde, "Ülkeleri daha derin bir otoriterliğe doğru batıyor olsa da, Türkler seçimleri seviyor ve ülke siyasetini yeniden şekillendirmek için gerçek bir şansa sahipler" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'deki seçim sistemiyle ilgili detayların paylaşıldığı haberde, ülkede oy kullanmanın zorunlu olduğuna ve 2018'deki yüzde 86'lık katılım oranının birçok ülkedeki seçimlerden yüksek olduğuna dikkat çekildi.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan, Ortadoğu'da Demokrasi Projesi Türkiye Direktörü Merve Tahiroğlu, "Türkiye'nin rekabetçi seçim düzenleme konusunda çok uzun bir geçmişi var. Bu nedenle, toplumun her kesimi için, insanların 'liderimizi seçtik' diye düşünebileceği özgür seçimlerin var olması asgari bir gereklilik" diye konuştu.

Seçimlerin güvenli olup olmadığına ilişkin tartışmalara da değinilen haberde Türkiye'deki sivil toplumun seçim sonuçlarını gözlemleme konusunda zengin bir geleneğe sahip olduğuna dikkat çekildi.

Oy ve Ötesi gibi grupların seçim sandıklarına on binlerce gözlemci gönderdiği vurgulanan haberde, oy sayım işleminin bu grupların da yardımıyla büyük ölçüde doğru şekilde yapıldığı ifade edildi.

Seçimlerin güvenli ve özgür olduğu değerlendirmesi yapılan Washington Post haberinde, seçimlerin adil olduğunu söylemenin ise zor olduğu savunuldu.

Haberde seçim süreci boyunca Erdoğan'ın ucuz kredi, vergi affı gibi yöntemleri de içeren devasa kamu harcamaları yapabildiği ve medyayı da kendi anlatısı yönünde kontrol ettiği belirtildi.

Haberde, 2018'de Freedom House'ın hazırladığı raporda yer alan, "Tüm oylama sürecini denetleyen YSK hakimleri, AKP'nin domine ettiği yargı kurumları tarafından atanıyor ve genellikle AKP'ye boyun eğiyor" ifadeleri hatırlatıldı.


Independent Türkçe, Politico, Washington Post

DAHA FAZLA HABER OKU