İki isyan arasında İran seçimleri

Fotoğraf: AA

İranlı seçmen adeta isyan ederek rejimin meşruiyetine darbe vurdu. Seçmenler seçimlere katılmaktan kaçındı.

Katılım oranına ilişkin resmi tahminlerin ve hatta muhalefetin tahminlerinin ötesinde, her iki tahminde de vatandaşların çoğunluğunun lidere kulak tıkadığı ve isteklerine cevap vermediği yönünde açık bir mesaj bulunuyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin tanımladığı gibi küçük ideolojik veya çıkarcı diyebileceğimiz bir grup dışında, bu seçmen bloğu coşkuyla hareket eden bir azınlık haline geldi.

Toplum içindeki bu dikey bölünme, İran'da büyük bir grubun (yani neredeyse mutlak çoğunluğun) seçimlere muhalefet ettiği ve sınırlı bir azınlığın da destek verdiği şeklinde yorumlanabilir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Seçmenin ilk isyanını, yani İranlı bireyin kendi rejimine karşı ilk isyanını tanımlarken iki aşamadan bahsedilebilir:

Birincisi, muhalefete göre yüzde 35'in altına düşen katılım oranıyla birlikte seçimlere katılım konusundaki isteksizlik.

Seçimlerden önce vatandaşlara hitap eden Ali Hamaney'i hayal kırıklığına uğratan da bu oldu.

Hamaney, "Dostlarınızı sevindirin, kötü dilekte bulunanları hayal kırıklığına uğratın. Oy verme konusunda tereddüt yaşayanlara son sözüm şu ki; iyilik yapmak için istihareye gerek yok" dedi.

İkinci aşamaya gelince bu, iki meclis (İslami Şura Meclisi ve Uzmanlar Meclisi) için yapılan seçimlerde muhalif katılımcıların tercihleri hakkında bir göstergedir.

Geçersiz oylar olarak da bilinen iptal edilen oyların yüzdesi bu seçimde dikkat çekici bir şekilde arttı.

Sadece Tahran'da toplam iptal edilen oy sayısı, yaklaşık yarım milyona ulaştı.

Kuşkusuz bu, seçimlere katılmaya karar verenlerden gelen siyasi bir tokattır. Onlar bir tarafı seçmektense hiçbir tarafı seçmemeyi tercih ettiler.

Daha önce, birkaç seçim dönemi boyunca yapılan bu cezalandırıcı oylama, rejime muhalif İranlı siyasi hareketlerin seçmenleri tarafından uygulanan stratejik bir tercihti.

Buna göre seçmenler muhalefet hareketini temsil eden bir aday olmasa bile, karşı oy vererek, yani iktidar adayına rakip olan herkese bir oy vererek oylarını atıyordu.

Bu cezalandırıcı oylama şekli, seçimleri boykot etmemeyi tercih eden önemli bir seçmen bloğunun siyasi pozisyonunun en açık ifadesini oluşturuyor.

Bu blok, son zamanlarda anayasal çerçeveler yoluyla değişimi destekledi. Rejimin iktidarı tekeline alması ve devletin araçlarını ve kurumlarını keyfi uygulamalarına alet etmesinin ardından yaşanan hayal kırıklığıyla önemli bir seçmen bloğu "iptal edilen oy" seçeneğine başvurdu.

Bu seçim döngüsünde iptal edilen oyların oldukça yüksek bir oranda olması bunun kasıtlı bir şekilde yapıldığını ortaya koyuyor.
 


Anayasa Koruma Konseyi tarafından seçilen, çoğu aynı siyasi ve ideolojik yapıya sahip olan adayların zaferlerini garantileme noktasında gerçek rakipleri, aslında bu iptal edilen oylardır.

Zira bir seçmen bloğunun siyasi olarak bilinmeyene oy vermeyi tercih etmesi siyasileri şaşırttı.

İkinci isyan ise eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin seçimlere katılmama yönünde aldığı cesur karardır.

Hatemi'nin çekimser kalma kararı rejimin yapısından ayrılma, rejimi reforme etme ve hatta rejimin mirasını koruma sloganlarının ötesine geçen muhalif güçlerle açıkça özdeşleşme yönünde ciddi bir adım olarak değerlendirilebilir.

Hatemi'nin çekimser kalma kararı, en büyük muhalif figürlerin ve reformist hareketin seçkinlerinin rejimden kopması ya da ayrılmasına benziyor.

Çok hassas bir zamanda, rejim mevcut dini liderden sonra bir geçiş aşamasındayken, reformist hareket gri alandan çıkıp tam pozisyon aldı.

Bu iki yönlü bir mesajdır:

Birinci mesaj, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani liderliğindeki ılımlı hareket içindeki ortaklara yöneliktir.

Bu mesajda, Uzmanlar Meclisi liderliğine aday olması engellenen Ruhani'ye, sopayı yarım tutma aşamasının sona erdiği bilgisi verilmiştir.

İkinci mesaj, tek bir siyasi ve ideolojik yapıya dönüşen sisteme atıf yapmaktadır. Seçimlerden sonra rejim, muhalefet ve vatandaş arasındaki ilişki eskisi gibi olmadı.

Siyasi meşruiyet ve popüler meşruiyet seçim yarışı yüzünden sınırlı hale geldi.

Buradaki yarış, birbirine benzeyen iki resim arasındaki yedi farkı bulmak gibi bir şeye dönüştü.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU